10 Kasım ile ilgili şiirler ve Atatürk sözleri!

2017-11-08 11:14:00

Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı ve özlemle anıyoruz. Günün anlam ve önemeinin belirten 10 Kasım şiirlerini ve sözlerinin sizler için derledik. 10 Kasım, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi aleme intikal edişinin yıl dönümüdür. İşte Atatürk'ün bizim için önemini bir kez daha hatırlatan en güzel 10 Kasım şiirleri ve 10 Kasım sözleri...

Haberimizde ölümün 79. yıl dönümünde Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk milleti için ne kadar önemli ve büyük bir önder olduğunu ifade eden anlamlı 10 Kasım sözleri ve şiirlerini derledik. Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 79. yılı ama acısı ilk günkü kadar derin, Türk halkı hâlâ O'nu arıyor. Ülkece yas tuttuğumuz 10 Kasım günü Anıtkabir ziyaret edilmekte, başkent Ankara'da resmi tören yapılmaktadır. Her yıl 10 Kasım günü trafikteki arabalar durur ve 4 dakika korna çalarak anma etkinliklerine destek verirler. Ayrıca, tüm bayraklar 10 Kasım günü yarıya indirilir, okullarda 10 Kasım şiirleri ile Atatürk için yazılmış şiirler okunur. İşte 10 Kasım ile ilgili şiirler ve sözler…

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, doktorların tedavi çabaları sonuç vermeyince 10 Kasım 1938 Perşembe sabahı saat 09.05'te İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu! Mustafa Kemal Atatürk'ün cenazesi büyük bir törenle İstanbul'dan Ankara'ya uğurlandı ve Atatürk 21 Kasım 1938 günü Ankara'da yapılan büyük bir törenle Ankara Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine konuldu. Mustafa Kemal Atatürk şimdi ki istirahat yeri olan Anıtkabir'e ölümünden 15 yıl sonra 10 Kasım 1953'te kendisi nakledilerek toprağa verildi. İşte 10 Kasım Atamızın aramızdan ayrılışının 79. yıldönümü için şiirler ve sözler…

10 KASIM ATATÜRK'ÜN ANMA GÜNÜ

Atatürk Haftası, 10 Kasım1938 günü saat 9'u 5 geçe yaşamını yitiren Mustafa Kemal Atatürk'ün anısına düzenlenen; onun yurtseverliği, inkılap ve ilkelerinin anlatıldığı, radyo ve televizyonda Atatürk'ün konuşmalarının kendi sesinden dinletildiği, Atatürk'le ilgili filmlerin gösterildiği haftadır. 10-16 Kasım tarihleri arasına karşılık gelir.

10 Kasım günü Anıtkabir ziyaret edilmekte, başkent Ankara'da resmi tören yapılmaktadır. Türkiye'nin genelinde de yas tutulmaktadır. Her yıl 10 Kasım günü trafikteki arabalar durur ve 4 dakika korna çalarak anma etkinliklerine destek verirler. Ayrıca, tüm bayraklar 10 Kasım günü yarıya indirilir.

Atatürk’ü anlamak kazandırdığı ilke ve inkılaplara uymakla olur. Ülkenin yönetimini ve seçme hakkını milletine vermesi, Atatürk’ün ne kadar vatanına ve milletine düşkün önder olduğunu gösterir. Kendini Türk milletinin özgürlüğü için feda etmiş, milletin menfaatlerini kendi menfaatinin önüne koymuş bir önderdir.

Her Türk vatandaşının görevi Atatürk’ü her 10 Kasım’da anmak ve anlamaktır ve sonra nesillere anlatmaktır. Ulu Önderimiz, Atamızın emek verdiği yolda, hiç durmadan yürümek, daimi hedefimiz ilkelerini korumak, devrimlerini sonsuza dek yaşatmak yegane görevimizdir.

10 KASIM İLE İLGİLİ ŞİİRLER – ATATÜRK İÇİN YAZILMIŞ ŞİİRLER

Mustafa Kemal'i Düşünüyorum

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

Yeleleri alevden al bir ata binmiş

Aşıyor yüce dağları, engin denizleri.

Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,

Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri,

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında

Destanlar yaratıyor cihanın görmediği,

Arkasından dağ dağ ordular geliyor

Her askeri Mustafa Kemal gibi.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel

Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere

Al bir ata binmiş yalın kılıç

Koşuyor zaferden zafere.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

Ölmemiş bir kasım sabahı!

Yine bizimle beraber her yerde,

Yaşıyor dört köşesinde vatanın

Yaşıyor damar damar yüreklerde.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum,

Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,

Mavi gözleri ışıl ışıl, görüyorum

Uykularıma giriyor her gece.

Ellerinden öpüyorum.

Ümit Yaşar Oğuzcan

……………………………………………….

Ağlayalım Atatürk'e

Ağlayalım Atatürk'e

Bütün dünya kan ağladı

Süleyman olmuştu mülke

Geldi ecel, can ağladı

Doğu batı cenup şimal

Aman tanrı bu nasıl hal

Atatürk'e erdi zeval

Memur mebusan ağladı

Atatürk'ün eserleri

Söyleyecek bundan geri

Bütün dünyanın her yeri

Ah çekti, vatan ağladı

Fabrikalar icat etti

Atalığın ispat etti

Varlığın Türke terketti

Döndü çarh devran ağladı

Bu ne kuvvet, bu ne kudret

Var idi bunda bir hikmet

Bütün Türkler İnön'İsmet

Gözlerimiz kan ağladı

Tren hattı tayyareler

Tükler giydi hep kareler

Semerkantla Buharalar

İşitti her yan ağladı

Siz sağ olun Türk gençleri

Çalışanlar kalmaz geri

Mareşalin askerleri

Ordular tümen ağladı

Zannetme ağlayan gülmez

Aslan yatağı boş kalmaz

Yalnız gidenler gelmez

Her gelen insan ağladı

Uzatma Veysel bu sözü

Dayanmaz herkesin özü

Koruyalım yurdumuzu

Dost değil, düşman ağladı

Aşık Veysel

……………………………………………………..

10 Kasım Türküsü

Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler

Bozkır ovalarına, Erciyes'e, Ağrı'ya

Ulusun egemen olduğunu

Özgür olduğunu

Haykıracağım haykıracağım işte

Senin sustuğunca!

Yolunda yürüyeceğim Atatürk;

Ana baba oğul kız

Dere tepe bucak köy

Yeryüzü yaşamalarımla değil

Oralarda, senin gittiğince!

Atatürk, taşıyacağım

Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al

Senin taşıdığını;

Yurdun gök ülküsü

Dalgalanırken

Senin bayrağını yücelteceğim.

Senin çıktığınca.

Fazıl Hüsnü Dağlarca

…………………………………………….

Mustafa Kemal'ler Tükenmez

Tükenir elbet gökte yıldız, denizde kum tükenir

Bu vatan bu topraklar cömert

Kutsal bir ateşim ki ben sönmez

İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Ben de etten kemiktendim elbet

Ben de bir gün geçecektim elbet

İki Mustafa Kemal var iyi bilin

Ben işte o ikincisi sonsuzlukta

Ruh gibi bir şey görünmez

İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda

Bilimin yapıcılığın aydınlığında

Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben

Evrensel yepyeni buluşlarda

Geriliği kovmuşum ben dönmez

İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Başın mı dertte beni hatırla

Duy beni en sıkıldığın an

Baştan sona herşeyiyle bu vatan

Sakın ağlamasın Kasım'larda Fatih'ler Kanunî'ler ölmez

İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

Halim Yağcıoğlu

……………………………………………………

On Kasım'larda Yürümek

Atatürk'üm işte 10 Kasım yine

Dalgalanır ağaçlarla oğullar

Dalgalanır oğullarla nineler

Dalgalanır ninelerle genç kızlar

Özlemin ta yüreğime işlemiş

Seni bulmak, seni görmek için ben

Bütün toprakaltıyla barışacağım

Ereceğim sana usta, barışta, başarıda

Öyle

Güçlüsün ki

Güçleneceğim

Öyle yücesin ki, yüceleceğim

Düşüne düşüne seni kocaman kocaman

Dağlara, dağlara karışacağım

Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz

Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün

Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt

Sanki ellerim gece

Sanki ellerim gündüz

Yazacağım seni daha, bir daha

Ben senin ölümünle yarışacağım

Fazıl Hüsnü Dağlarca

…………………………………………………..

Atatürk'ü Duymak

Ulu rüzgâr esmedikçe

Yaşamak uyumak gibi.

Kişi ne zaman dinç;

Dalgalanırsa bayrak bayrak gibi.

Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz?

Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik.

Ekmek olmak için önce

Buğday olmak gibi.

Silinir sözcüklerden sen hatıra geldikçe

Cılız sözler: Uzanmak, yorulmak, durmak gibi.

Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene

Her ışık-kaynak gibi.

En yakınlar zamanla yüzyıllarca uzak gibi,

Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz,

Daha da yakınsın, daha da sıcak

Bıraktığın toprak gibi.

Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz,

Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi,

Ancak senin havanda sağlıklar esenlikler:

Olmaya devlet cihanda Atatürk'ü duymak gibi.

Behçet Necatigil

………………………………………….

MUSTAFA KEMAL'IN GÖK YAZILARI

Ben Mustafa Kemal, elimde tebeşir, Kocaman,

Mavicek bebelerin, ak kızların,

Taş ninelerin, çatal dedelerin gözleri, kocaman,

Bir 1O Kasım gecesi

Yazıyorum ateşten çağrımı karşınıza:

-Ey Türk gençliği…

Ben Mustafa Kemal, doyamadım haykırmaya,

Şimdi destan ellerimle yazıyorum,

Yeşiline suyun,

Kuşun,

Yelin,

Yaprağın:

“Ne Mutlu Türküm Diyene.”

Ben Mustafa Kemal, önümde kırk bin köy,

Kırk bin ovaya karşı bir tek dağ gibiyim

Bayraklarım değerken evren bayraklarına şimdi,

Elimde tebeşir

Yazıyorum kara gecenin üstüne

Yazıyorum armağanımı:

“Övün, Çalış, Güven.”

F. Hüsnü DAĞLARCA

…………………………………………

Atatürk

Türk'ü ölümden

O'dur kurtaran

O'dur yeniden

Türklüğü kuran

Bu memleketi

Cumhuriyeti

Atatürk etti

Bize armağan

Hasan Ali YÜCEL

…………………………………………..

Mustafa Kemal

– Dağ başını efkâr almış

Gümüş dere durmaz ağlar –

Gözyaşından kana kesmiş gözlerim;

Ben ağlarım. Çayır ağlar, çimen ağlar.

Ağlar-ağlar: Cihan ağlar

Mızıkalar iniler: Irlam-ırlam dövülür

Altmış üç ilimiz: Altmış üç yetim

Yıllar gelir-geçer: Kuşlar gelir-geçer

Her geçen seni bizden parça-parça götürür

Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

Diz dövdüm:

Gözlerimin şavkı gitti Sakarya'nın suyuna.

Sakarya'nın suları namım söyleşir.

Hemşehrim Sakarya! Öksüz Sakarya!

Ankara'dan uçan kuşlar

– “Kemal'im” der, günler-günü çağrışır.

Kahrolur. Bulutlara karışır.

Gök bulut, yaşmak bulut.

Uca dağlar, dev-boyunlu morca dağlar

Divan durmuş bekleşir

Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

Nasıl böyle varıp geldin? Hoş geldin!

Çıngı kaymış, yalazlanmış gözlerin

Şol yüzünde güneş-südü sıcaklık.

Ellerinden öperim Mustafa Kemal.

Senin dalın yağrağın, biz senin fidanların.

Biz, bunları yapmadık.

Sen elbette bilirsin, bilirsin Mustafa Kemal:

Elsiz-ayaksız bir yeşil yılan.

Yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal!

Hani bir vakitler Kubilay'ı kestiler.

Çün buyurdun! Kesenleri astılar

Sen uyudun. Asılanlar dirildi.

Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

Karalar kuşanmış Karadeniz akmam diyor.

Dokunmayın! Ağlamaktan bıkmam diyor.

Bu gece kıyamet gecesi.

Bu vapur Bandırma vapuru.

Yattığı yer nur olsun Mustafa Kemal

Ben ölümden korkmam diyor

Korkmam diyen dilleri: Toz oldu-toprak oldu.

Değirmen döndü dolandı: On yıl oldu.

Bir kusur işledik, bağışlar mı kimbilir;

O bize öğretmedi kazan kaldırmasını.

Günahı-vebali öğretenin boynuna

Erdirip-olduran'a ana-avrat sövmesini.

Yüreğim kırıldı, kanım kurudu.

Var git Karadeniz! Var git başımdan.

Mızıka çalındı: Düğün mü sandın

Bir yol koyup gideni gelir mi sandın?

Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

Ankara'nın taşına bak!

Tut ki baktım: Uzar gider efkârım:

Çayır ağlar, çimen ağlar, ben ağlarım.

Gözlerimin yaşına bak!

Ankara Kalesi'nde, Rasat-Tepe'de

Bir akça-şahan, gezer dolanır:

Yaşın-yaşın mezarını aranır

Şu dünyanın işine bak!

– Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

Attila İLHAN

…………………………………………..

Mustafa Kemal'in Kağnısı

Yediyordu Elif kağnısını,

Kara geceden geceden.

Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,

Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar,

İnliyordu dağın ardı, yasla,

Her bir heceden heceden.

Mustafa Kemal’in kağnısı derdi, kağnısına

Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.

Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,

Nam salmıştı asker içinde.

Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,

Doğrulmuştu yola önceden önceden.

Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,

Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar,

Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı,

Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanısıra,

Gecenin ulu ağırlığına karşı,

Hafiftiler, inceden inceden.

İriydi Elif, kuvvetliydi kağnı başında.

Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri,

Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim;

Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.

Alını, yeşilini kapmıştı, geçirmişti,

Niceden, niceden.

Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu,

Nazar mı değdi göklerden, ne?

Dah etti, yok. Dahha dedi gitmez,

Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacur gucur

Nasıl dururdu Mustafa Kemal’in kağnısı

Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden.

Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,

Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.

Geçer götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin,

Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.

Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır,

Düşerim gerilere, iyceden iyceden.

Kocabaş yığıldı çamura,

Büyüdü gözleri, büyüdü yürek kadar,

Örtüldü gözleri örtüldü hep.

Kalır mı Mustafa Kemal’in kağnısı, bacım.

Kocabaşın yerine koştu kendini Elifçik,

Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

…………………………………………………..

ONSUZ

Ah işte duyuyorum mesut günler içinden

Sana “Sevimli yüzün asla solmasın” diyen

Bütün adınla dolu sevinç şarkıları…

– Sen öldüğün için mi şimdi bayraklar yarı!

Ah işte görüyorum seni gördüğüm günü

Altından, alkışlarla geçiyorsun bir tak'ın

O gün bana gelmiştin babamdan daha yakın.

Meğer duyacakmışım bir sabah öldüğünü…

Meğer görecekmişim bir sabah gidişini

İstanbul'un önünden son defa geçişini…

Bizler seninle nasıl, ah nasıl beraberdik

Bizler ki az sıkılsak “O başımızda” derdik

Nasıl yok bileceğiz, O güzel güneş yüzü

Ana, baba değil bu, bizler Ata öksüzü…

Tatmadık, bilmiyoruz bu bambaşka yarayı

Öğret bize yarabbi, ah O'nsuz yaşamayı…

Ziya Osman Saba

………………………………….

MUSTAFA KEMAL'E GİDEN YOL

Karşıda bir ışık, bir ümit yolu.

Kollarımı yarına güvenle açacağım.

Karşıda bir ışık, bir ümit yolu.

Bırakın Mustafa Kemal'e varacağım.

Ellerim uzatıyorum, daha ötede

Son durakta biraz daha ötede

Gücümün kuvvetimin kesildiği yerde

Karşıda Mustafa Kemal'i görüyorum.

Gün geçer, devir değişir,

En olmaz istekler biter,

Bir ses bırakmaz kişi yerinde,

Mustafa Kemal'in sesi “İler”! der.

Boyuna yeniliğe, ileriye,

Boyuna en yüce gerçeklere doğru,

Apaydınlık bir yoldasınız, bakın

Karşıda Mustafa Kemal, Mustafa Kemal yolu

Attığım her adımı biliyorum,

Yarın daha güzel, daha aydınlık.

Nasıl durabilir. Mustafa Kemal sesleniyor.

Uzattım ellerimi varıyorum.

Yürüyorum, durmadan yürüyorum,

-Karşıda bir ümit bir ışık yolu,

İşte ışıklar içinde büyüyen,

Mustafa Kemal'i görüyorum.

MUSTAFA CANPOLAT

……………………………………………

BİR RESİMDE ATATÜRK

İzmir' e girişini Atatürk' ün

Bir kahve duvarındaki resimde gördüm

Bir ılık güz öğlesinde

Şanlı haki urbası üzerinde

Koymuştu kılıcını içine kınının

Yürüyordu arasına sevgili halkının

Ayağında Anadolu' dan getirdiği toz

Bir inanç gözlerinde tükenmez

Alabildiğine insan kalabalığı ardı

Bir aydınlık geleceğe bakıyordu

Işıktı sevinçti türküydü

Görseydiniz o resimde Atatürk' ü

Sabahattin Kudret Aksal

…………………………………………

BİR TUTKUDUR MUSTAFA KEMAL

Bir tutkudur Mustafa Kemal;

Nice sevdalara değişilmeyen.

Yitirilmiş Kasımlarda açan umuttur,

Bir baştır, vazgeçilmeyen…

Bir türküdür Mustafa Kemal;

Suskun ağızlarda söyleşir, durur.

Çaltıburnu'nda gözetir denizi.

Köroğlu'nda bağdaş kurup oturur…

Bir inançtır Mustafa Kemal;

Yurdun dört yönünde, bir çağdır yaşayan.

Sarmış kollarıyla, çepçevre ulusu.

Sakarya boylarından Akdeniz'e taşıyan…

Bir anlamdır Mustafa Kemal;

Belkahve'den dürbünüyle seyrediyor İzmir'i.

Özgürlük diyor, al atının üstünde,

Kırıyor kılıcıyla, tutsak eden zinciri…

Bir bayraktır Mustafa Kemal;

Çekilmiş kalelere, rüzgârda dalgalanan.

Bozkırın bağrında yol alan kağnılara,

Işık tutan, güç veren, yol bulan…

Y.Doğan ERGENELİ

……………………………………………

ATATÜRK

Sen Atatürk'ü tanımazsın çocuğum

Ne insandı O, ne insandı.

İzmir'e gelişini görseydin.

Ne şanlıydı O, ne şanlıydı.

Benzerdi sana, bana

Bizim gibiydi eli, ayağı

Ama bir yol baksaydın yüzüne.

İçin sevgisiyle dolardı.

Vapura biniyorsak dilediğimizde,

Sokakta geziyorsak hür,

İyi bak dört yana,

Atatürk'ün aklı görünür.

Arı Türkçe konuşuyorsak,

Türkçe düşünüyorsak bugün,

Her işimizde O'nun gücü.

Büyük öğretmeni Türk'ün.

Halkımızın arasında, halktan,

Davul vurur dengi dengine.

Dünya rastlamış mıdır?

Atatürk'ün dengine.

N. Ulvi AKGÜN

0
0
0
Yorum Yaz