Yüzdeki ağrılar tümör belirtisi olabilir

2017-02-20 12:06:00
Yüzdeki ağrılar tümör belirtisi olabilir |  görsel 1

Uzmanlar uyarıyor, yüz ağrısıyla birlikte yürümede dengesizlik, yüzde ağrı, kulak çınlaması, burun tıkanıklığı ya da burun akıntısı gibi belirtiler varsa dikkat. Yürümede dengesizlik, yüzde ağrı, kulak çınlaması, burun tıkanıklığı ya da burun akıntısı gibi belirtiler, kafa tabanı tümörlerinden kaynaklanabiliyor. Hissedilen rahatsızlıkların farklı hastalıklarla karıştırılması ve kafa tabanı tümörlerinin erken dönemde belirti vermemesi ise teşhisi geciktirebiliyor Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Gökhan Akdemir, kafa tabanı tümörleri ve tedavileri hakkında bilgi verdi. Kafatasının koruması altında bulunan beyin, kafatasının alt kısmındaki deliklerden, sinirler ve omurilikle dışarıya doğru ilerleyerek, fonksiyonlarını yerine getirmektedir. Kafatası denilince daha çok üst kısım anlaşılmakla birlikte; burun, göz, kulak ve omuriliğe doğru inen bir yapısı da bulunmaktadır. Sinirler, damarlar ve omuriliğin bulunduğu bu bölgede ortaya çıkan rahatsızlıklar, gerek anatomik gerekse bölgesel açıdan karmaşık hastalıklardır. Her yaşta görülebilen kafa tabanı tümörleri, çocukluk çağında kraniofarenjiom, 30-40’lı, bazen de 50’li yaşlarda hipofiz tümörleri, menenjiomlar ve Schwannom şeklinde ortaya çıkmaktadır. Genellikle iyi huylu olan kafa tabanı tümörleri, gelişim hızı yavaş olduğu için erken dönemde genellikle belirti vermemektedir. İlerleyen dönemde özellikle yüzde şiddetli ağrı ile ortaya çıkan kafa tabanı tümörlerinin belirtileri şunlar; Çift veya bulanık görme Hissedilen rahatsızlıklar, farklı hastalıklarla karıştırılabilmektedir. Hastalar bu şikayetler ortaya çıktığında ilk olarak göz ya da kulak burun boğaz doktorlarına başvurmak... Devamı

Diş eti hastalığının belirtileri neler?

2017-02-19 12:19:00
Diş eti hastalığının belirtileri neler? |  görsel 1

"Diş eti hastalığı olan insanlar genellikle kötü sağlık alışkanlıklarına sahiptir." diyen Diş Hekimi Metin Ayan, bu sorunun özellikle kalp hastalığını tetiklediğini belirtti. Peki diş eti hastalığı kendini nasıl belli eder? Diş ve kalp sağlığı arasında paralellik olduğunu belirten Diş Hekimi Metin Ayan; “Diş eti hastalığı olan insanlar genellikle kötü sağlık alışkanlıklarına sahiptir. Sigara ve alkol kullanımı, kötü beslenme alışkanlığı ve hareketsizlik kalp rahatsızlığının en güçlü tetikçileridir. Ayrıca, diş eti hastalığı olan birçok insanda diyabet hastalığı da görülür. Bu da kalp hastalıklarında bir başka güçlü risk faktörüdür” dedi. DİŞ ETİ HASTALIĞININ BELİRTİLERİ Ağız içi enfeksiyonların dolaşım sistemi yoluyla vücuda yayılabileceğini belirten Ayan, basit yöntemler ile önlenebilecek rahatsızlıkların kalp krizi ve felce sebep olabilecek kronik iltihaplanmalara kadar ciddi boyutlara ulaşabileceğini vurguladı. Ayan, “Diş eti iltihabı, diş etinde kızarıklık, şişlik, ağız ve diş temizliği esnasında kanama, diş eti üzerinde beyaz lekelenmeler ile kendini gösterir. Tedavisine dişler üzerindeki plak ve diş taşının uzaklaştırılması ile başlıyoruz. Bu dönem kişi bizimle işbirliği yaparsa diş etinde iltihaba sebep olan bakterilerin uzaklaştırılması kolaylaşır. Ağız ve diş sağlığı konusunda bebeklik döneminden başlayıp düzenli olarak diş hekimi kontrolünü aksatmamak ve yılda en az iki kez olmak üzere devam etmek büyük önem taşımaktadır. Ancak bu sayede ciddi diş ve diş eti hastalıkları erken dönemde teşhis edilebilir. Ağız bakımına özen göstermeli” şeklinde konuştu.... Devamı

Leke çıkarıcı diş macunlarına dikkat!

2017-02-16 10:45:00
Leke çıkarıcı diş macunlarına dikkat! |  görsel 1

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, dişlerdeki lekelenmeler için uzun süre boyunca leke çıkarıcı diş macunlarının kullanılmaması gerektiği konusunda uyarıyor. “Bu macunlar dişlerde daha kısa sürede, daha kalıcı lekelere yol açar” diyor ve lekelenmelerin önüne geçebilmek için dişlerin her öğünden sonra düzenli olarak fırçalanması gerektiğini belirtiyor. Diş Hekimi Pertev Kökdemir, dişlerdeki lekelenmeler hakkında bilgi verdi: “Dişlerimiz bazen doğuştan bazen de günlük alışkanlıklarımıza ve yediğimiz, içtiğimiz gıdalara bağlı olarak renklenebilir. Eğer dişlerimiz doğuştan lekeli ise bunun için birçok tedavi yöntemi vardır. Lekelerin koyu tonları beyazlatma materyalleri ile açılabilir veya bu dişlere bonding uygulaması yapılarak lekeler ortadan kaldırılabilir. Eğer dişlerimiz sonradan renklendiyse, yediğimiz, içtiğimiz gıdalar dişlerde sararmaya veya kahverengi lekelere sebep olduysa; öncelikle dişlerimiz diş hekimi tarafından temizlenir. Ardından da ihtiyaç varsa daha derin bir temizlik işlemi olan bleaching-diş beyazlatma işlemi yapılabilir.” Bir bardak su ile ağzınızı çalkalayın Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Dişlerimizin sararmasını önlemek için renklendirici gıdalar tüketildikten sonra ağzımızın bol su ile çalkalanması mutlaka faydalı olacaktır” diyor ve uyarıyor: “Kahve veya çay gibi renklendirici içeceklerden sonra, bir bardak su içilmesi; renklendirici maddenin ağız ortamından uzaklaşmasını sağlar. Bunun dışında beyazlatıcı diş macunları da ara ara kullanılabilir. Ancak beyazlatıcı macunlarından farklı olan leke çıkarıcı diş macunlarını çok sık kullanmamak gerekir. Çünkü bu macunlar bir süre sonra dişte aşınmalara veya çiziklere neden olabilir. Bu da dişin daha kısa s&uu... Devamı

64 yaşında ikiz doğurdu

2017-02-15 19:34:00
64 yaşında ikiz doğurdu |  görsel 1

İspanya'nın kuzeyindeki Burgos kentinde 64 yaşındaki bir kadının tüp bebek yöntemiyle ikiz bebek doğurduğu bildirildi. İspanyol haber ajanslarından verilen bilgilerde, M.İ.A. adlı kadının ABD'de tüp bebek yöntemiyle hamile kaldıktan sonra İspanya'ya döndüğü ve Burgos kentindeki Recoletas hastanesinde sezaryen ile ikiz bebek doğumu yaptığı açıklandı. Biri kız diğeri erkek olan ikiz bebeklerin ve annenin sağlık durumlarının çok iyi olduğu belirtildi. 64 yaşındaki kadının 6 yıl önce yine aynı hastanede bir kız çocuğu dünyaya getirdiği kaydedildi. Hastane yetkilileri İspanya'da 58 yaş üstü kadınlarda doğum yapma vakalarının çok nadir görüldüğüne dikkat çekerek, 64 yaşında ikiz doğum yapan kadının durumunun özel sayıldığını dile getirdi. cnntürk Devamı

Lazer epilasyonlardaki tehlike

2017-02-15 09:57:00
Lazer epilasyonlardaki tehlike |  görsel 1

Güzellik uzmanları tarafından yapılan Lazer epilasyonlar sağlığı tehdit ediyor! Danıştay, 2014’te lazer epilasyon işlemlerinin güzellik uzmanları tarafından yapılmasını yasaklayıp, sadece hekimlerce yapılmasına karar verdi. Ancak eski alışkanlık hâlâ devam ediyor ve güzellik uzmanları lazer epilasyon yapıyor. Son yıllarda kadınların rağbet gösterdiği estetik uygulamalardan biri olan ve zaman zaman uzman kişiler tarafından yapılmaması nedeniyle mağduriyetlerin yaşandığı lazer epilasyonla ilgili tartışmalar yeniden gündeme taşındı. Habertürk’ten Öznur Karslı’nın haberine göre, süreç, Sağlık Bakanlığı'nın 2008 tarihli yönetmeliğinde yer alan “Eğitimini alan kişiler IPL epilasyon cihazı kullanabilir” ifadesinin kaldırılması için doktorların Danıştay'a başvurmasıyla başlamıştı. Danıştay, 2014'te epilasyon işleminin sadece hekimler tarafından yapılması gerektiğine hükmetti. Bunun üzerine İstanbul'da, 200'ün üstünde ruhsatlı merkez kapatıldı, 40 işletme sahibine de dava açıldı. Türkiye'de sayıları 108 bine ulaşan güzellik merkezlerinin çoğunda da yönetmeliğe uyulmadığı tespit edildi. DOKTOR YERİNE TEMİZLİKÇİ! Ancak yasağın üzerinden 3 yıl geçmesine karşın değişen bir şey yok! Kimi özel hastanelerde açılan merkezlerde de doktor yerine temizlikçi kadrosundaki hastane çalışanlarının ya da estetisyenlerin görev yaptığı iddia edildi. Konuyla ilgili video görüntülerinin paylaşılması üzerine İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa'daki bazı özel hastanelere ilgili araştırma yapıldı. Görüşülen merkezler, öncelikle ücretsiz testlerden ve kampanyalı fiyatlarından bahsetti. Tüm vücut paket programı 1500- 2000 TL arasında olan lazer epilasyon randevusu veren yetkililer, “İşl... Devamı

Çocuğunuz sık mı hastalanıyor? Aman dikkat, alerji olabilir

2017-02-15 09:43:00
Çocuğunuz sık mı hastalanıyor? Aman dikkat, alerji olabilir |  görsel 1

Her çocuk hastalanır, özellikle kreş çağındaki çocuklarda bu oran biraz daha yüksektir. Ancak hastalanma sıklığı normalden daha kısaysa dikkatli olmak gerekir. Kış boyunca kısa aralıklarla hastalanan bir çocuğunuz varsa mutlaka alerji uzmanına gitmelisiniz. Sanılanın aksine alerji kendisini yalnızca kızarıklık, kaşıntı ve döküntü ile göstermiyor. Geçmeyen burun tıkanıklığı, sık sık görülen nezle hali, geçmeyen gece öksürükleri ve nefes darlığı ciddi bir alerjik hastalığın belirtisi olabiliyor. Tedavi edilmeyen alerjiler ilerleyen zamanlarda kişiyi astıma kadar sürükleyebiliyor. Özellikle bebekler için tüm gıdalar alerji tehdidi taşıyor. Çocuklarda besin alerjisi olarak başlayan alerjiler solunum yolu alerjisi olarak devam edebiliyor. İleriki yaşlara taşınan solunum yolu alerjilerinin tedavi süreci daha uzun ve zorlu oluyor. Aynı zamanda tamamen iyileşme ihtimali azalıyor. Bebekken tespit edilebilen alerjilerin yok edilme şansı çok daha yüksek. Ancak testlerin mutlaka bir çocuk alerjisi uzmanı tarafından yapılması şart. Uykuda huzursuz olma, göz altlarında geçmeyen ya da zaman zaman belirginleşen morluklar, koşma ya da ağlama sonrası ortaya çıkan öksürük, çabuk yorulma gibi belirtiler çocuklarda alerji belirtisi olabiliyor.... Devamı

Gereksiz antibiyotik bağışıklık sistemini zayıflatıyor

2017-02-15 09:18:00
Gereksiz antibiyotik bağışıklık sistemini zayıflatıyor |  görsel 1

Çocuk Alerji, İmmünoloji ve Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akçay; insan vücudunda iki tür bağışıklık sistemi olduğuna, birinin mikroplardan koruduğuna, diğerinin ise alerjiye neden olduğuna dikkat çekti. Bağışıklık sistemi ile alerjik hastalıklar arasında güçlü bir bağ bulunduğunu, bu iki sistemin birbirine bağlı olduğunu, biri güçlendiğinde diğerinin zayıfladığını söyleyen Prof. Dr. Ahmet Akçay şöyle konuştu: “İnsan vücudunda iki tür bağışıklık sistemi vardır. Birisi mikroplardan koruyan bağışıklık sistemi, diğeri ise alerjiye neden olan bağışıklık sistemidir. Evet doğru duydunuz. Alerjiye neden olan bağışıklık sistemi vardır. Bu iki sistem denge halindedir. Mikroplara karşı olan bağışıklık sistemi zayıflarsa alerjiye neden olan bağışıklık sistemi kuvvetli hale gelir ve alerjik hastalıklar ortaya çıkar. Bu nedenle mikroplara karşı olan bağışıklık sisteminin zayıflatılmaması gerekir. Mikroplarla ne kadar güçlü savaşırsanız alerjik hastalıklar sizden o kadar uzak olacak demektir.” Gereksiz antibiyotik bağışıklık sistemini zayıflatıyor Bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesi için yapılması gereken en önemli şeyin gereksiz antibiyotik kullanmamak olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Akçay; gereksiz antibiyotik kullanımının astım ve alerjik hastalıkları arttırdığına dikkat çekti. Özellikle doğumdan sonra kullanılan antibiyotiklerin, faydalı mikropları öldürmesi ve vücudun bağışıklık sistemini zayıflatması sebebiyle astım ve alerjik hastalıkları artırdığını vurguladı. Prof. Dr. Akçay; “Doğumda hafif derecede alerjiye eğilim yaratan bağışıklık sistemi baskındır. Doğumla birlikte vajinadaki ve dışkıdaki flora ile karşılaşma, mikroplara karşı olan bağışıklık sistemini devreye sokar ve alerjiye eğilim azalır. Çocuğun bağışıklık sist... Devamı

Hindistan'da dört ayaklı doğan bebek ameliyat edildi

2017-02-10 10:33:00
Hindistanda dört ayaklı doğan bebek ameliyat edildi |  görsel 1

Hindistan'da dört ayak ve iki cinsel organla dünyaya gelen bebek, ameliyat edildi. Hindistan'ın Karnataka eyaletinde milyonda bir görülen doğum gerçekleşti. Hindistanlı bebek, dört bacak ve iki cinsel organla dünyaya geldi. Ailesi bu durumu "Tanrının bir hediyesi" olarak yorumlarken, doktorlar acil ameliyata alınması gerektiğini belirtti. Aile maddi imkansızlıklara rağmen başlarda bebeğin ameliyatını reddetse de aldıkları detsek sayesinde ameliyata onay verdi. Başarılı geçen ameliyatın sonunda bebek iki bacağı ve tek cinsel organıyla oldukça sağlıklı olarak ailesine teslim edildi. Hastane doktorları milyonda bir görülen bu durumun ilerleyen yaşlarda ciddi bir soruna yol açabileceğini vurguladı.  ... Devamı

Hapşırırken bunu sakın yapmayın

2017-02-09 12:19:00
Hapşırırken bunu sakın yapmayın |  görsel 1

Basit görünen hapşırma, bazen insan vücudunda çok tehlikeli hasarlara neden olabiliyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Star Medica Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihangül Can Sevil, hapşırmanın çok tehlikeli olduğunu ifade ederek, hapşırma esnasında dikkat edilmesi gerekenler konusunda uyardı. Uzman Dr. Neslihangül Can Sevil, konuyla ilgili İhlas Haber Ajansına yaptığı açıklamada, "Aslında bize basit gelse de hapşırma o kadara basit bir şey değildir. Bu konuda dikkat edilmesi gereken çok önemli konular var. Hapşırma esnasında vücudumuzdaki basınç çok fazla olduğu için çok fazla hapşırıldığında bayılmalar meydana gelebilir. Hapşırma hissi geldiğinde ağzınızı tamamen kapatırsanız ve nefesinizi tutarsanız akciğerleriniz yırtılabilir. Bu nedenle gelen hapşırma hissine engel olmamanızı ve hapşırmanızı tavsiye ediyorum. Çünkü hapşırmaya başladığınızda ağzınızı ve burnunuzu kapatırsanız beyninize zarar vererek felç olma riskiniz çok yüksek bir ihtimaldir" ifadelerini kullandı. Hapşırık kesilmeye çalışıldığında beyinde birçok hasarın meydana gelebileceğini de dile getiren Uzman Dr. Neslihangül Can Sevil, "Hapşırık kesilmeye çalışılırsa beyin kanamasına sebep olabilir. Hapşırırken oluşan yüksek basınç göz damarlarını çatlatabilir, kulak zarlarına hasar verebilir. Aynı zamanda yüksek basınç nedeniyle kalbin durmasına sebep olabilir. Grip, nezle gibi hastalıklar ile hava yolu ile bulaşan hastalıkların yayılmasına ve bulaşmasına sebep olur" diye konuştu. Dr. Neslihangül Can Sevil, "Hapşırırken elimize mendil alıp, ağzımızı ve burnumuzu tamamen kapatmadan hapşırmalıyız. Yanınızda mendil yoksa başınızı insanlardan uzak bir tarafa çevirerek havaya hapşırın. Eğer hapşırık sık sık tekrarlar ise mutlaka viral enfeksiyon v... Devamı

''Sigara tiryakileri kronik hasta''

2017-02-09 12:16:00
Sigara tiryakileri kronik hasta |  görsel 1

Dünya üzerinde yaşayan insanların sağlığını tehdit eden en önemli etkenlerden biri sigara ve tütün ürünleri kullanımı. Önemli bir halk sağlığı sorunu olan sigara kullanımı aynı zamanda birey ve ülke ekonomisini olumsuz yönde etkileyen bir alışkanlık. Dünya Sağlık Örgütü tarafından tütün mücadelesi kapsamında 1987 yılından bu yana 9 Şubat, Dünya Sigarayı Bırakma Günü olarak anılıyor. Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Serap Bilen Hızel, 9 Şubat’ın sigaradan kurtulmak isteyenler için önemli bir başlangıç günü olabileceğini belirtiyor. Bir bağımlılık olan sigara içiminden kurtulmak için bireysel çabaların çok değerli olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Serap Bilen Hızel, “Ancak bir hastalık olarak kabul edilen bu davranıştan kurtulabilmek için sağlık çalışanlarından destek almak gerektiğini de unutmamak gerekiyor” diyor.  Uzm. Dr. Serap Bilen Hızel, sigara bağımlılığının nedenleri ve sonuçları hakkında şu bilgileri veriyor: • HER SİGARA ÖMÜRDEN ÇALIYOR: Dünyada her yıl 4 milyon, Türkiye’de ise 100 bin insan sigaradan hayatını kaybediyor. Sigara kullanan kişilerin kanser nedeniyle ölüm oranı, kullanmayanlardan 15 - 25 kat daha fazla. Hatta yapılan araştırmalarda, içilen her bir sigaranın insan ömründen 12 dakika çaldığı hesaplandı. İlk sigara 18’inden önce içiliyor: Sigara kullanımı hemen hemen vücuttaki tüm organlarda değişik hastalıklara yol açıyor. Sigarayı bırakma, yaşamın daha sonraki dönemlerinde ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarının erken yaşlarda önlenebilir olması nedeniyle özellikle gençlerde büyük önem ... Devamı

Türk cerrahın tekniği dünya tıp literatürüne girdi

2017-02-07 17:03:00
Türk cerrahın tekniği dünya tıp literatürüne girdi |  görsel 1

Endokrin cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Yeşim Erbil'in tekniği ile tiroid kanserlerinde nükleer tıbbın kullanılmasına olan ihtiyaç ve ameliyat sonrası ses kısıklığı gibi komplikasyonlar ortadan kalkıyor. Teknik bilimsel dergi Surgery Innovation'da yayınlanarak dünya tıp literatürüne girdi. Türk bilim insanlarının bulduğu bir cerrahi teknik, bilimsel dergi Surgery Innovation'da yayınlanarak dünya tıp literatürüne girdi. Endokrin cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Yeşim Erbil'in literatüre giren bu tekniği ile tiroid kanserlerinde nükleer tıbbın kullanılmasına olan ihtiyaç ve ameliyat sonrası ses kısıklığı gibi komplikasyonlar ortadan kalkıyor. 2 saatlik operasyon 30 dakikaya indi Her yıl Türkiye'de 20 bin insanda görülen tiroid kanserlerinde tedavi ile iyileşme oranının yüzde 100'e yakın olduğunu belirten Prof. Dr. Yeşim Erbil özellikle kanseri nüks eden ve ikinci kez ameliyat edilmesi gereken hastalarda kullanılacak tekniğini anlattı ve şunları söyledi: "Daha önce kullandığımız teknikte radyoaktif madde kullanılıyordu ve madde yardımıyla tümörün olduğu bölgeyi tespit ederek tümörü temizlemeye çalışıyorduk. Ancak o yöntemde tümör tam olarak temizlenemiyordu. Ayrıca daha önce ameliyat edildiği için o bölgede dokular birbirine yapışık oluyordu ve tümörün olduğu bölgeye erişmek zor oluyordu. Şimdi ise manyetik bir madde veriyoruz. Bu madde ile hem tümörün yeri daha kesin olarak tespit ediliyor ve hem de kanserli kitleye ulaşmak daha kolay oluyor. Bu çalışma nükleer tıbba ihtiyacı da ortadan kaldırıyor. Önceden bu ameliyatları sadece nükleer tıp biriminin olduğu hastanelerde gerçekleştirebiliyorduk. Ayrıca bu teknikle ameliyat süresi de 2 saatten 30 dakikaya indi. Bunun yanı sıra ses kısıklığı... Devamı

Takıntı hastalığının altında ne yatıyor?

2017-02-07 09:26:00
Takıntı hastalığının altında ne yatıyor? |  görsel 1

Psikoterapist/Aile Çift Ve Evlilik Terapisti Uzman Psikolog Naciye Tokaç, takıntı hastalığı konusunda uyardı. Uzman Psikolog Naciye Tokaç, "Herkes hayatında en az bir kez belirli bir düşünce, durum, olayla ilgili şüpheye düşmüş, endişeye kapılmıştır. Bu durum çoğu kez gerçek bilgiye ulaşıldıktan kısa bir süre sonra ortadan kalkar ve kişinin şüphesi, endişesi geçer ve kalbi rahatlar. Ancak bazı şüpheli, endişeli düşünceler vardır ki; kişi düşüncesi ile ilgili bilgiye ulaşmış olsa dahi rahatlamaz, rahatlayamaz. Bu tip düşüncelerin zaman zaman herkesin aklına takılabilen, uykularını kaçırabilen, heyecanlandıran düşüncelerden farkı vardır. Bunlar; dürtüsel olarak istenmeden gelen, kişinin mantıklı kendine telkiniyle ortadan kalkar gibi olsa da yineleyici şekilde geri dönen ve kişiyi bunaltan düşüncelerdir. Hatta kişi o kadar bunalır ki; bu düşünceleri zihninden atabilmek ve rahatlayabilmek için saçma denilebilecek davranışlar bile gösterir" dedi. Takıntılı düşüncelere şüpheli düşüncelerden farklı olarak “obsesyon-takıntılı düşünce” denildiğini kaydeden Uzman Psikolog Tokaç, "Bu düşünceleri zihinden atabilmek, rahatlayabilmek amacıyla yapılan davranışlara ise “kompulsiyon-saplantılı davranış” denilir. Takıntılı düşüncelere birkaç örnek verecek olursak; kapıyı kapatırken 7’ye kadar saymazsa annesine kötü bir şey olacağını düşünmesi, umumi tuvaletleri kullanırsa olası AIDS hastası birinin de bu tuvaletleri kullanmış olma ihtimali sonucunda AIDS Hastalığı kapma korkusu nedeniyle umumi tuvaletleri asla kullanmama, doğalgaz vanasını açık unutursa ve gaz patlarsa kendisi yüzünden sevdiği insanlara zarar gelme endişesi nedeniy... Devamı

Alzheimer bunu yapanlara bir adım uzak

2017-02-06 11:45:00
Alzheimer bunu yapanlara bir adım uzak |  görsel 1

İtalya'da yapılan bir araştırmada çift dil konuşmanın Alzheimer'dan korunmaya yardımcı olduğu bulundu. Amerikan tıp dergisi PNAS'ta yayımlanan araştırma, İtalya'nın kuzeyinde, Avusturya sınırındaki Alto Adige bölgesinde yaşayan ve hem Almanca hem de İtalyanca konuşan bir grup denek ile tek dil konuşan deneklerin karşılaştırılması yoluyla yapıldı. BBC Türkçe Servisi'nin haberine göre, Alzheimer belirtileri gösteren 85 denekten 45'i çift dil, 40'ı ise tek dil konuşuyordu. Bu deneklerin beyinlerindeki sinirsel bağlantılar ve hücrelerin aktivitesi FDG ve PET görüntüleme yöntemleriyle incelendi. Çift dilli grubun yaş ortalaması tek dil konuşan grubunkinden 5 yaş daha yüksek olsa ve beyinlerindeki bazı hasar belirtileri daha belirgin olsa da çift dilli deneklerin sinirlerinin daha iyi korunmuş olduğu belirlendi. Beyinde daha fazla işlevsel bağlantı Çift dil konuşan deneklerin beyinlerindeki bazı hassas bölgeler arasında daha fazla işlevsel bağlantı bulunduğu tespit edildi. Araştırmacılar bunun, iki dil konuşmak ve bu iki dil arasında geçiş yapmanın etkisi olduğunu belirtti. Çift dil konuşmanın Alzheimer'dan koruyucu etkisinin, bu dillerin kullanım sıklığıyla doğru orantılı olduğunu da vurgulandı. Araştırma ekibinin başkanı Profesör Daniela Perani, "Her iki dil de ne kadar uzun süre kullanılırsa beyin üzerindeki etkisi o kadar artar. Yani mesele iki dil bilmek değil, ömür boyu sürekli ve aktif olarak her iki dili de kullanmak" dedi. Araştırma sonucunda, "Demansın başlangıcının geciktirilmesi modern toplumların önceliklerinden biridir" denilerek Alzheimer'a karşı mücadelede çok dilliliği teşvik edici sosyal programların devreye sokulması çağrısı yapıldı.... Devamı

ALS hastaları için iletişim imkanı

2017-02-06 11:42:00
ALS hastaları için iletişim imkanı |  görsel 1

ALS hastalığı konuşamayacak duruma kadar ilerleyen ALS hastaları için bilim insanlarının geliştirdiği bir yöntem sınırlı bir iletişim sağlayarak, hastalara kolaylık sağlayabilecek Bilim insanları, insanların kaslarının kontrolünü kaybettiği ileri seviye Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastaları ile iletişim kurmayı amaçladıkları bir deneyde başarılı oldular. Chip Online'da yer alan habere göre, bu deneme, bir çeşit beyin-bilgisayar arayüzü içeriyordu ve bu arayüz, hastaların sorulara basit bir şekilde "evet" ve "hayır" cevaplarını vermelerine imkan tanıyordu. Durum hastaların düşünmelerini engellemiyor ancak hastalığın ciddiyetine göre konuşmalarını veya hareket etmelerini engelleyebiliyor. Bu denemelerdeki hastalar en kötü şekilde etkilenmiş olanlardı ve gözlerini bile oynatamıyorlardı. Çalışmada kullanılan yöntem "yakın-kızılötesi spektroskopi" (near-infrared spectroscopy) olarak adlandırılmakta. Beyin hücrelerinin aktivitesi, kandaki oksijen seviyelerini etkilemekte ve bu da kan rengini değiştirmekte. Bilim insanları, ışığı kullanarak, kanın rengini belirleyebildi ve buradan da hastanın cevabını anlayabildi. Hastaların güvenilir cevaplar verebilmelerinden önce bilgisayarın, cevapları doğru algılamak için eğitilmesi gerekmekteydi. Güvenilir cevaplar için de sorular birden fazla kez sorularak verilen cevaplar doğrulanmaktaydı. Tekniğin geliştirildiği İsviçre'deki Wyss Center'dan Profesör John Donoghue, "tamamen kilitlenmiş bir kişi iletişim kurabilirse, zihni çevresindeki dünya ile etkileşime geçmesi için serbest bırakıyorsunuz. Bu etkileyici bir şey" cümlesini kuruyor...... Devamı

Sağlık Bakanı Akdağ'dan 'sezaryen' açıklaması

2017-02-04 19:51:00
Sağlık Bakanı Akdağdan sezaryen açıklaması |  görsel 1

Sağlık Bakanı Recep Akdağ "sezaryen konusunda ciddi yaptırımlara hazırlıklık yapıyoruz. Sezaryen oranı gereksiz yere yüksek olan hastanelere, aynı şekilde sezaryen oranı gereksiz yere yüksek olan hekimlerimize birtakım yaptırımlar gelecek" dedi. Çeşitli programlara katılmak üzere kente gelen Bakan Akdağ, bir otelde düzenlenen "Ordu İli Sağlık Hizmetleri Değerlendirme Toplantısı"na katıldı. Toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Akdağ, bir gazetecinin sezaryenle doğum ve anne ölümlerine ilişkin sorusu üzerine, Türkiye'de anne ölümlerini ciddi ölçüde azalttıklarına dikkati çekti. Akdağ, bundan sonraki mücadelenin de aynen süreceğini vurgulayarak, "Sezaryen konusunda da ciddi yaptırımlara hazırlıklık yapıyoruz. Sezaryen oranı gereksiz yere yüksek olan hastanelere, aynı şekilde sezaryen oranı gereksiz yere yüksek olan hekimlerimize birtakım yaptırımlar gelecek." diye konuştu. Sezaryen oranı yüksek olan ve gereksiz yere sezaryen yapan hekimlerin tespit edilmesi durumunda, normal doğum tecrübelerini artırmak üzere eğitimlere alacaklarını belirten Akdağ, "Sezaryeni gereksiz yapan hastaneler için de mevzuatın bize verdiği yetkiler çerçevesinde ve hukuki çerçevede kuruma cezalar vereceğiz. Çünkü artık bıçak kemiğe dayanmış bir iş." ifadelerini kullandı. Akdağ, dünyada sezaryen oranları açısından Türkiye'nin birinci sıraya yerleştiğine işaret ederek, şöyle devam etti: "Sezaryen hem anne için hem de bebeği için gereksiz yapıldığında ölüm riskini artıran, annenin konforunu bozan, bebeğin de sonraki hayatı boyunca sağlığını olumsuz etkileyen bir husus. Çok yakın zamanda Harvard Üniversitesi'nden bir bilimsel açıklama çıktı. Sezary... Devamı

Panik atak mı kalp krizi mi?

2017-02-03 11:13:00
Panik atak mı kalp krizi mi? |  görsel 1

Panik atak uzmanlarca yoğun sıkıntı nöbeti olarak tanımlanıyor. Aniden kendini gösteren ve zaman zaman tekrarlayan bu ataklar bazen kalp krizi ve felç geçirme durumlarıyla da karıştırılabiliyor. Peki panik atağın belirtileri neler, atak sırasında ne yapmalı? Panik atak mı kalp krizi mi? Panik atak sırasında ilk yardım nasıl olmalı? İlaç tedavisi ve psikoterapi yöntemleri ile tedavi edilebilen panik atak, kişinin fiziksel ve psikolojik olarak kendini yoğun huzursuzluk içinde hissetmesi olarak tanımlanıyor. Bu tedavilerin yanında düzenli hayatın, beslenmenin, yeterli uykunun ve kafeinli içeceklerden uzak durmanın panik atağı önlediğini belirten Yaşar Üniversitesi Sağlık Kültür Spor Müdürlüğü Uzman Psikologu Zeynep Melis Suveren, önemli uyarılarda bulundu. PANİK ATAKTA İLK YARDIM NASIL OLMALI? Tipik başlangıç yaşı 20-24 arasında görülen panik atağın kadınlarda erkeklere göre yaklaşık iki kat daha fazla görüldüğünü ifade eden Psikolog Suveren, “Panik atak, ameliyat, zor doğum gibi fiziksel stres, işini kaybetme, boşanma gibi duygusal stres hatta kötü beslenme gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Panik atak sırasında ilk yardım çok önemlidir. Panik atak geçirdiğini düşünen kişi öncelikli olarak oturmalı ve yavaş yavaş, derin derin soluk alıp vermeli. En az 4 saniye süreyle burnundan soluk alıp ve yine en az 4 saniye süreyle sanki ıslık çalıyormuş gibi dudaklarını büzerek soluk vermeli. Bunu birkaç dakika süreyle yapmalı. Paniğin zarar vermeyeceği, tehlikeli olmadığı bilinip, kaygılı düşüncelerin uçup gitmesi sağlamalı. Unutmamalıdır ki panik, yalnızca gerekmediği bir sırada ortaya çıkan, vücudun doğal bir uyarı düzeneğidir. Kişi kendisine zaman tanımalı ve yavaşlamalı. Soluk alıp verme hı... Devamı

Kanser artık çaresiz bir hastalık değil

2017-02-02 17:29:00
Kanser artık çaresiz bir hastalık değil |  görsel 1

Türkiye ve Dünya üzerinde ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer alan kanser konusundaki bilinci artırmak için Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından her yıl 4 Şubat günü “Dünya Kanser Günü” olarak kabul ediliyor. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kanser görülme sıklığında artış yaşanırken yeni nesil hedefe yönelik tedaviler ise hasta ve yakınlarına umut vadediyor. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından yayımlanan en güncel dünya kanser istatistiklerine göre kanser; ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Dünya'da toplam 14,1 milyon yeni kanser vakası gelişmiş ve 8,2 milyon kansere bağlı ölüm olmuştur. Kanserde benzer seyir devam ettiği takdirde 2030 yılına gelindiğinde yıllık 22 milyon yeni vaka ortaya çıkması, yani 2008 verilerine göre yeni vakalarda %75 artış olması bekleniyor. Uluslararası Kanser Ajansı (IARC) tarafından yayınlanan Globocan 2012 verilerine göre ise erkeklerde en sık görülen kanser ise akciğer kanseri. Dünya Kanser Günü vesilesiyle, erkeklerde görülen kanser kaynaklı ölümlerin birincil nedeni olan ve her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin yakalandığı akciğer kanserinin teşhis ve tedavisi konusunda en güncel gelişmeleri paylaşarak bilgi veren Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kemoterapi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gökhan Demir, kanser teşhisi ve tedavisinde devrim niteliğinde gelişmeler olduğunu vurguladı. “Yeni gelişmeler kanser hastalarına umut veriyor” Bugün kanser tedavisinde diğer hastalıklara oranla çok daha büyük gelişmelerin olduğunun altını çizen Prof. Dr. Gökhan Demir şunları söyledi: “Kanser artık umutsuz ve çaresiz bir hastalık değildir.... Devamı

Bu yöntem ile 10 dakikada daha beyaz dişlere sahip olunabilir

2017-02-01 18:30:00
Bu yöntem ile 10 dakikada daha beyaz dişlere sahip olunabilir |  görsel 1

Bembeyaz dişlerle muhteşem bir gülüşe sahip olabilmek herkesin hayali. Son günlerde birçok kişinin deneyip başarılı sonuçlara ulaştığı bir yöntem bulunuyor. Bu yönteme göre, hindistan cevizi yağı kısa sürede dişleri beyazlatıyor ve doğal olduğundan dolayı diş minesine de zarar vermiyor. Her şey dış görünüşle alakalı olmasa da herkes muhteşem gülüşlere sahip olmak istiyor. Bazı nedenlerden dolayı çoğu insan dişler konusunda o kadar şanslı olamıyor. ABD’de yapılan araştırmalara göre yetişkinlerin %47.2’si 30 yaşına kadar dişleriyle sorunlar yaşıyor. Newsner.com'un haberine göre; son günlerde hemen hemen herkesin denediği ve başarılı sonuçlar aldıklarını söyledikleri bir yöntem var. Bu yönteme göre kullanıldıktan 10 dakika sonra dişler olduğundan daha beyaz görünüyor. Daha beyaz dişlere sahip olmak için ne yapılabilir? Diş beyazlatma operasyonları bir hayli masraflı olabiliyor. Üstelik bir kez diş beyazlattıktan sonra bir yıl boyunca bu operasyon tekrar geçirilemiyor ve diş beyazlatma operasyonunun yılda bir tekrarlanması gerekiyor. Fakat hindistan cevizi yağı bu operasyonlara göre hem daha uğraşsız hem daha hızlı hem de daha doğal. Bu yönteme göre, hindistan cevizi yağı kısa sürede dişleri beyazlatıyor ve doğal olduğundan dolayı diş minesine de zarar vermiyor. Malzemeler: 1 yemek kaşığı hindistancevizi yağı (alternatif olarak susam yağı) Nasıl yapılıyor? Dişleri fırçalamadan önce bir yemek kaşığı hindistan cevizi yağı 10 dakika boyunca ağızda çalkalanır. Yağ, ağızdaki salya sayesinde dişlerde ince ve beyaz bir tabaka oluşturur. En önemli nokta ise ağzı doğru bir şekilde çalkalamak. Ağızdaki toksinleri emmesi ve ağzı temizlemesi için dişe, diş etlerine ve dile hindistan cevizi yağı değmelidir. 10 dakikanın a... Devamı