Migren ağrısı yakında aşıyla tedavi edilecek

2017-04-27 09:58:00
Migren ağrısı yakında aşıyla tedavi edilecek |  görsel 1

Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 13 ülkede eş zamanlı yürütülen migren aşısı araştırmalarının tamamlanmak üzere olduğu bildirildi. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 13 ülkede eş zamanlı yürütülen migren aşısı araştırmalarının tamamlanmak üzere olduğu bildirildi. Aşının migren ağrısını yüzde 70´e varan düzeyde azaltacağını bildiren ve araştırmaya katkı sağlayan Uludağ Üniversitesi Nöroloji Bölümü' öğretim üyesi Prof.Dr. Necdet Karlı “Yaşam kalitesini bozan, şiddetli baş ağrısı olan migrenin tedavisinde ilk kez olumlu sonuçlar elde edildi. Stres, açlık, uykusuzluk gibi faktörlerin ortaya çıkardığı migren için geliştirilen aşı tedavisiyle bugüne kadarki en iyi sonuçlar alındı. Hastalar aşılarını kendileri yapabilecek. Sıkça migren ağrısı çeken hastalar bu tedaviyi aylık olarak uygulayabilecek. Ciddi bir yan etkisi yok. Sadece halsizlik ve aşı yerinde hafif kızarıklığa yol açabilir. Yaklaşık 1 yıl içinde piyasada olacak aşının, Türkiye'ye gelişi biraz daha uzun sürecek” dedi. (DHA) Devamı

Kadın kanserleri oranı giderek artıyor

2017-04-25 10:17:00
Kadın kanserleri oranı giderek artıyor |  görsel 1

Jinekolojik Onkoloji Profesör Doktor Polat Dursun, dünyada kadın kanserlerine bağlı ölümlerin yıllar içinde arttığının görüldüğünü söyledi. 2030 yılında bir ülke nüfusu kadar kadının kanserden öleceğini öngördüklerini belirten Dursun, Türkiye'deki vakalarla ilgili de bilgiler paylaştı. Amerikan Kanser Derneği’nin yıllık yayınladığı kanser raporuna göre tıptaki tüm gelişmelere rağmen kanser vakalarındaki sayı ve ölüm oranlarında artış olduğunun rapor edildiğini kaydeden Jinekolojik Onkoloji Profesör Doktor Polat Dursun, “Yapılan hesaplamalara göre 2030 yılında dünyada kanserden ölen kadın sayısının 5.5 milyon olacağı hesaplandı ki bu da Danimarka, Finlandiya, Norveç, Singapur gibi büyüklükteki ülkelerin nüfusuna eşdeğerdir. 2012 de kansere bağlı ölümler 3,5 milyon iken bu rakamın 2030 yılında bu artış trendi ile 5.5 milyona çıkacağı en son yayınlanan kanser raporunda yayınlandı. Yayınlanan bu kanser raporuna göre kadınlarda ölüm nedenleri içinde kansere bağlı ölümler ABD ve Avrupa gibi gelişmiş ülkelerde kadın ölümlerinin %14 ile kalp hastalıklarından sonra 2. en sık nedenini oluşturmaktadır” dedi. WHO ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın tahminlerine göre 2012 de 6,7 milyon yeni kanser vakası ve 3,5 milyon ölüm görüldüğünün hesaplandığını anlatan Profesör Doktor Polat Dursun, “Bu kanser vakalarının yarında çoğu (%54) ve kanser ölümlerinin de %64'ü az gelişmiş ülkelerde görülmektedir. 2030 yılında dünyada kadınlarda görülen kanser vakalarının 9,9 milyona ulaşacağı ve bunların da yıllık 5,5 milyonunun hayatını kaybedeceği hesaplanmıştır. Toplumdaki kanser sıklığı sadece nüfusun artması... Devamı

Tırnak makaslarında Hepatit B tehlikesi

2017-04-24 10:13:00
Tırnak makaslarında Hepatit B tehlikesi |  görsel 1

Sakarya Üniversitesi'nde yapılan araştırma, Hepatit B hastalarının tırnaklarında yoğun miktarda virüs olduğunu ortaya koydu. Bu nedenle bu kişilerin tırnak makası gibi kişisel hijyen ürünlerinin, başkaları tarafından kullanılmaması gerektiği belirtildi. Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç Dr. Mehmet Köroğlu ve ekibinin yaptığı araştırma ile Hepatit B hastalarının tırnaklarında bulunan virüsün miktarı ve tırnak makaslarında virüsün varlığı belirlendi. Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç.Dr. Mehmet Köroğlu ve ekibi tarafından yapılan çalışma Ulusal Hepato-Gastroenteroloji Kongresi’nde araştırma ekibi adına Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Mustafa Altındiş tarafından sunuldu. Araştırmayı yapan bilimsel ekip adına açıklama yapan Prof.Dr. Altındiş, şöyle dedi: ‘Daha önce tırnakta Hepatit B virüsünün bulunduğunu gösteren sadece bir araştırma vardı. Bu çalışmada dünyada ise ilk defa Hepatit B hastalarının tırnaklarında bulunan virüsün miktarı belirlendi. Bu hastaların tırnaklarında virüs bulunması sebebiyle, manikür ve pedikür aletleri tek kullanımlık olmadığı takdirde veya sterilizasyon ve dezenfeksiyon kurallarının tam uygulanamadığı durumlarda, yüksek oranda Hepatit B virüsünün bulaşma riski vardır. Bu nedenle başta kuaförler ve güzellik salonu çalışanları olmak üzere tüm dermatokozmetik sektörü çalışanları bu konuda eğitilmeli ve duyarlı hale getirilmelidir. Ayrıca kamu spotu gibi kitle iletişim araçları kullanılarak, halkımız bu konuda bilinçlendirilmelidir’ dedi. Kişisel eşyaların paylaşılmaması gerektiğini ifade eden Prof.Dr. Altındiş, şöyle ko... Devamı

Baharda midenize dikkat!

2017-04-22 09:44:00
Baharda midenize dikkat! |  görsel 1

Mide hastalıkları denince aklımıza; ülser, gastrit, reflü, mide kanseri, mide mikrobu (helicobacter pylori) gibi hastalıklar gelir. Bu rahatsızlıklar özellikle mevsim değişikliklerinde artış gösterir… Ağrı, bulantı, kusma, hazımsızlık, ağıza acı su gelmesi, kötü ağız kokusu ve ani kilo kaybı gibi şikayetler bazı mide hastalıklarını işaret edebilir. Mide hastalıkları denince aklımıza; ülser, gastrit, reflü, mide kanseri, mide mikrobu (helicobacter pylori) gibi hastalıklar gelir. Bu rahatsızlıklar özellikle mevsim değişikliklerinde artış gösterir… Ağrı, bulantı, kusma, hazımsızlık, ağıza acı su gelmesi, kötü ağız kokusu ve ani kilo kaybı gibi şikayetler bazı mide hastalıklarını işaret edebilir. Ağrı ve yanma Mide bölgesindeki sıkıcı, yanıcı karakterde kronik ağrılar ülser hastalığını düşündürür. Onikiparmak bağırsağı ülserinde ise yemeklerden birkaç saat sonra başlayan, gece uyandıran, yemek ve alkali almakla geçen kronik ağrılar söz konusudur. Bu kronik ağrıların dışında ani başlayan, çok şiddetli, delici ve kısa sürede tüm karna yayılan ağrılarda ülser delinmesi düşünülmelidir. 50 yaşın üzerinde başlayan, yemeklerle artan, antiasitlere cevap vermeyen, iştahsızlık ve kilo kaybıyla birlikte olan ağrılarda mide kanseri düşünülmelidir. Siyah rengi takip edin Ülser hastalarında kanamaların yüzde 20'sinde dışkı koyu katran rengindedir. Yüzde 50 vakada ise her ikisi bir arada görülür. Dışkının koyu renkte olması midedeki kan proteinlerinin mide asidi ile sindirilmesi sonucu oluşur. Dışkı katrana benzer ve pis kokuludur. Demir tedavisi, pancar, ıspanak, karadut gibi yiyecekler de dışkıyı siyah yapabilir. Ağıza acı su gelmesi Mideden yemek borusuna geçen mide muhtevası ağıza kadar olan bölgede yanma hissi oluşturur, b... Devamı

Kanser hastaları ile ilgili kritik açıklama

2017-04-20 17:32:00
Kanser hastaları ile ilgili kritik açıklama |  görsel 1

İngiliz araştırmacılar, belirli amino asitleri sınırlandıran bir perhizin, bazı kanser hastaları için ek tedavi olarak kullanılabileceğini bildirdi. "Nature" dergisinde yayımlanan çalışmada, İngiltere Kanser Araştırmaları ve Glasgow Üniversitesinden bilim adamları, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde amino asitlerden serin ve glisinin çıkarıldığı diyetin tümörlerin gelişimini yavaşlattığını tespit etti. Araştırmacılar, serin ve glisin içermeyen diyetin uygulandığı farelerde, lenfoma ve bağırsak kanserinin gelişmesinin yavaşladığını gözlemledi. Çalışmada, bu perhizin, aynı zamanda bazı kanser hücrelerini, reaktif oksijen türleri olarak bilinen kimyasallara daha uygun hale getirdiği belirlendi. Bilim adamları, bunun kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapinin etkinliğini artırabileceğini kaydetti. Benzer bir diyetin insanlara henüz uygulanmadığını dile getiren bilim adamları, söz konusu perhizin öncelikle sağlıklı insanlarda denenerek bu amino asitlerin eksikliğine insan vücudunun ne kadar dayanabileceğinin tespit edilmesi gerektiğini aktardı.   Devamı

Hamilelikte dişlere dikkat

2017-04-20 17:30:00
Hamilelikte dişlere dikkat |  görsel 1

Protez ve İmplantoloji Uzmanı İlker Arslan, ’Ağız ve diş sağlığının devamlılığını sağlamak için ömür boyu etkili ve yeterli bir ağız ve diş bakımı gerekmektedir. Özellikle kadınlar mensturasyon, gebelik, emzirme gibi dönemlerden ötürü daha özenli olmalıdır.’dedi. Gebelik döneminde bebeğin ihtiyaç duyduğu kalsiyumu annenin dişlerinden karşılayarak annede diş kaybına sebep olacağı inancı geçerli değil. Bunun yanı sıra, gebelik döneminde hormonal değişimlerden ötürü oluşan diş eti büyümeleri ve dolayısı ile plak kontrolünün zorlaşması görülür. Yeterli ve etkili bir bakım yapılmadığında biriken plaklar; hassas, ödemli, şiş, kanamalı diş eti belirtileriyle seyreden "gingivitis" tablosuna sebep olacaktır. Müdahale edilmediği takdirde, yaşanan tablo ağırlaşarak diş etrafındaki kemik kaybına kadar ilerleyebilir. Gebelik dönemini daha konforlu geçirebilmek için dişler günde iki defa etkili şekilde fırçalanmalı, diş ipi kullanılmalı; fırçalamada bulantı yaşayan kişilerde en azından ağız gargaraları kullanılmalı. Gebelik öncesi ve gebelikte mutlaka "diş hekimi" kontrolünden de geçilmesi gerektiğini belirten Dent Suadiye Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Protez ve İmplantoloji Uzmanı İlker Arslan ,’Gerekirse gebelik öncesinde, ilk 3 ayda ve 4 ila 6'ncı aylar arasında hekim tarafından temizlik yapılmalıdır’ dedi. Anestezik madde kullanımının herhangi bir yan etkisi tespit edilmemiştir.İlaç gerekli görüldüğünde ise Kadın Doğum Uzmanı ile iletişim halinde karar verilmelidir.Antibiyotik kullanımı gerekir ise, penisilin ve türevleri en güvenli antibiyotiklerdir. Bebeğin diş sağlığı için bu dönemde tetrasiklin türevi antibiyotiklerden kaçınmak gerekir, aksi halde '... Devamı

Baş dönmesinin 10 önemli nedeni

2017-04-18 10:28:00
Baş dönmesinin 10 önemli nedeni |  görsel 1

Baş dönmesi şikâyeti genellikle nörolojik bir sorun olarak algılansa da çoğu kez altında kulak hastalıkları çıkıyor. Hatta alerjik sorunların da baş dönmesini tetiklediğini belirten Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Feyzi Elez, önemli bilgiler verdi. Baş dönmesinin 10 önemli nedeni Baş dönmesi, bir başka deyişle vertigo toplumda çok yaygın görülüyor. Net bir rakam verilememekle birlikte “Kulak Burun Boğaz” polikliniklerine başvuran hastaların yüzde 30- 40'ının yakınması vertigo oluyor. Başımız döndüğünde ilk olarak beyin tümörü gibi nörolojik sorunları düşünsek de aslında yaklaşık yüzde 85‘inin nedeni kulak hastalıkları oluyor. Ayrıca alerjik yapıdaki kişilerde şiddetli hapşırma gibi aklımıza hiç gelmeyen etkenler de bu sorunu tetikleyebiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Feyzi Elez baş dönmesinin şekli, süresi ve tabloya eşlik eden belirtilerin altta yatan etken hakkında fikir verdiğini belirterek, “Ancak tanıyı koymak için denge testi ile işitme testinin mutlaka yapılması gerekiyor” diyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Feyzi Elez, baş dönmesine yol açan 10 nedeni anlattı, önemli bilgiler verdi. 1. Menier hastalığı Yapılan çalışmalarda kulak kökenli baş dönmelerinin nedenleri arasında menier hastalığının oldukça sık görüldüğü tespit edilmiş. Menier hastalığı; kulak çınlaması, kulakta dolgunluk, işitme kaybı ve baş dönmesi krizleriyle seyrediyor. Krizler genellikle saatlerce sürüyor. Tedavide ilk adımı diyet (tuz, çikolata ve kahveden kaçınılması gibi) ve ilaç tedavisi oluşturuyor. Gerekirse kulak zarı çizilerek veya tüp takılarak orta kulağa kortizon uygulamaları yapılıyor. Bu tedavilerde oldukça başarılı sonuçla... Devamı

Kanseri sakızla tespit edecekler

2017-04-18 09:24:00
Kanseri sakızla tespit edecekler |  görsel 1

Bilim insanlarından müthiş buluş! Bir biyoteknoloji şirketinin geliştirdiği sakız, 15 dakika çiğneme ile kişide kanser olup olmadığını tespit edebilecek. Biyopsi ve kan testi gibi kanseri tespit edebilen uygulamaları alt edebilecek bir yöntem geliştiriliyor. Artık kanser, sakızla tespit edilebilecek. Bilim insanları, kanserin nefeste ve tükürükte yarattığı değişiklikleri ölçerek tespit edebilen bir sakız üzerine çalışıyor. CNN’in haberine göre bu sakız, 15 dakika çiğnendikten sonra, kanser türleri tarafından salınan ‘uçucu’ kimyasal bileşikleri emecek ve yapılacak analiz sonucu kanser olup olmadığı belirlenmesine yardımcı olacak. Şimdiye kadar bilim adamları, pankreas kanseri, akciğer kanseri ve meme kanserini tespit edebilen farklı sakız türleri geliştirdi. Devamı

Bahar nezlesinden korunmanın 6 altın kuralı

2017-04-13 17:10:00
Bahar nezlesinden korunmanın 6 altın kuralı |  görsel 1

Havaların giderek ısınmasıyla, artık yavaş yavaş varlığını hissettiren bahar aylarına girmemizle birlikte, çocuklar başta olmak üzere, halk arasında ‘bahar nezlesi’ olarak adlandırılan mevsimsel allerjik hastalıklar ile sıkça karşılaşıyoruz. Saman nezlesi olarak da adlandırılan bu durumdan, çayır polenleri ve çimen gibi ilkbaharda ortaya çıkan çeşitli bitkisel ürünler sorumludur. Basit nezle 7-10 günde iyileşirken, bahar nezlesinin alerjenle temas süresi boyunca devam ettiğini kaydeden Kolan International Hospital KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, “Bahar nezlesinin sık şikayetleri arasında, burun tıkanıklığı, sık hapşırık ve burun kaşıntısı ile birlikte, göz yaşarması ve şeffaf burun akıntısını sıralayabiliriz. Ayrıca bu hastalarda, tat ve koku bozukluğuna, astım ve nefes darlığı da eşlik edebilir” dedi. Geniz eti ve bademciğe, ‘bahar nezlesi’ eklenince tablo ağırlaşabiliyor Geniz eti sebebiyle geceleri rahat nefes alamayan ve horlayan çocuklara, ilaveten bahar nezlesinin de üstüne eklenmesiyle tablonun ağırlaşabileceğini belirten KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları söyledi: “Geniz eti çocuklarda, horlama ile birlikte uyku apnesine de neden olabiliyor. Çocuklarda uyku apnesi, hiperaktivite, dikkat eksikliği, sosyal uyumsuzluk ve geceleri altına kaçırma gibi çeşitli şekillerde kendini gösterebiliyor. Beraberinde, sık bademcik iltihaplanması veya iri bademcik bulunması ile bahar nezlesi durumlarında tablo daha da ilerliyor. Erişkin uyku apnelerinde ise, gün içinde yorgunluk ve uykusuzluk şikayetleri gerçekleşiyor” diye konuştu. Bahar nezlesinde, işitme kayıpları artabiliyor KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, konuşmasına şöyle de... Devamı

NPİSTANBUL Beyin Hastanesi açıldı

2017-04-13 17:04:00
NPİSTANBUL Beyin Hastanesi açıldı |  görsel 1

Avrupa'nın 2. beyin hastanesi ünvanına sahip NPİSTANBUL Beyin Hastanesi açıldı. Hasta konforu ve güvenliği açısından her ayrıntının düşünüldüğü, tanı ve tedavide son teknolojilerin kullanıldığı, 160 yatak kapasiteli NPİSTANBUL Beyin Hastanesi, beyin alanına odaklı ve ek olarak 10 branş ile hizmet veriyor. Ümraniye’de hizmete giren NPİSTANBUL Beyin Hastanesi, yeni binasında Avrupa'nın 2. Beyin Hastanesi olarak çalışmalarına başladı. Teşhis ve tedavide kullanılan son teknolojilerin yanında, Türkiye’nin de ilk 1A Ultra Clean ameliyathane donanımına sahip olan hastane, psikiyatri, psikoloji, nöroloji ve bağımlılık alanında pek çok ilke imza atıyor. Bu alanların yanında, beyin, sinir ve omurilik cerrahisi, bariatrik ve genel cerrahi, kulak burun boğaz gibi genel imkânlarla zenginleştiren NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nin olanaklarını Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı olan Prof. Dr. Kaya Aksoy sıraladı. TARHAN: 20 YILLIK TECRÜBEMİZ VAR Bağımlılık, Psikiyatri, Psikoloji ve Nöroloji alanındaki tecrübelerine cerrahiyi de ekleyerek kendilerini genel hastane konumuna taşıdıklarını ifade eden NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi: “Biz bağımlılık, psikiyatri, psikoloji ve nöroloji alanında yaklaşık 20 yılık bir tecrübeye sahibiz. Avrupa'nın 2. Beyin Hastanesi olarak, teknolojik alt yapımız ve uzman kadromuz ile tam teşekküllü bir tanı ve tedavi merkezi hizmeti sunmaktayız. Yeni binamızda yeni beyin takımı ile birlikte artık cerrahi operasyonlar da gerçekleştiriyoruz. Laparoskopi operasyonları, obezite tedavisi, safra kesesi, kasık fıtığı, apandisit, reflü ve mide fıtığı başta olmak üzere birçok genel cerrahi operasyonları, beyin, omurilik ve sinir cerrahisi operasyonları; T... Devamı

Diş beyazlatma kalıcı mı?

2017-04-13 16:56:00
Diş beyazlatma kalıcı mı? |  görsel 1

Diş beyazlatma hakkında merak edilenleri anlatan Protez ve İmplantoloji Uzmanı İlker Arslan, işlemin kalıcı olup olmadığı hakkında bilgiler verdi. Dişlerdeki beyazlık, uzun süre antibiyotik kullanımı, aşırı flor alımı, kanal tedavisi, travma sonucu, yaşlılık, genetik faktörler gibi etkilerle zamanla yok olabiliyor. Peki bunun bir çözümü var mı? Protez ve İmplantoloji Uzmanı İlker Arslan, ‘Harika gülüşlere ve kıskandıran beyazlıklara kavuşmak için korkusuzca diş beyazlatma yaptırıp kendinize olan güveni daha da arttırabilirsiniz.'dedi. Artık diş hekimliğinde, diş beyazlatma yöntemlerinin oldukça kolay ve ağrısız olduğunu söyleyen Dent Suadiye Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Protez ve İmplantoloji Uzmanı İlker Arslan ‘Çalışan kesim için, öğle tatilinde bile rahatlıkla sevdiğiniz müzikleri dinlerken ve dinlenirken klinikten mutlu bir gülümsemeyle çıkabilirsiniz.' dedi. Diş beyazlatma 2 şekilde yapılabiliyor, biri ofis tipi klinik beyazlatma, diğeri ev tipi beyazlatma. Ofis tipi klinik ortamında, hekim tarafından, yaklaşık 1 saatte yapılan etkili bir yöntem. Hastanın diş etleri korunarak, ışık cihazı desteği ile diş renginde 5-6 ton açılma sağlanıyor. Ev tipi beyazlatmada, ağzımızdan alınan ölçüler sonrasında kişiye özel plaklar hazırlanıyor. Özel bir beyazlatma seti evde kullanacağımız şekilde teslim ediliyor. Kullanılması son derece pratik olan bu yöntemle 1 haftalık kullanımda 4-5 ton açılma elde edebiliyoruz. Diş beyazlatma sonrası oluşan renk, en az 2 yıl kalıcılığını, beyazlığını korumaktadır. Düzenli bakım ve diş fırçalamaya dikkat edilmesi bu sürenin uzamasına yardım edecektir. Beyazlatma sonrasında en sık rastlanan şikayetler dişlerde meydana gelen hassasiyetlerdir. Bu hassasiyet en fazla 24 saat sürmekte ve hayat kalitesini bozmamaktadı... Devamı

Sağlık Bakanlığından yabancı hekim kararı

2017-04-12 15:44:00
Sağlık Bakanlığından yabancı hekim kararı |  görsel 1

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş, "Yeni yaptığımız şehir hastanelerinin bir kısmı uluslararası hasta hizmetleri için ayrılmıştır. Körfez ülkelerinden gelebilecek hekimler buralarda çalışabileceklerdir" dedi Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş, "Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Türkiye 4. Ortak Sağlık Çalışma Grubu" toplantısında yaptığı konuşmada, yeni şehir hastaneleriyle birlikte Türkiye'de 40 bin yataklı hastanelerin kamu-özel ortaklığı modeliyle yapıldığını ve şu ana kadar Mersin, Yozgat ile Isparta'dakilerin açıldığını söyledi. Şehir hastaneleri 2018'in sonuna kadar açılacak Şehir hastanelerinin 2018'in sonuna kadar açılacağını bildiren Gümüş, Ankara'da Bilkent ve Etlik'te iki büyük şehir hastanesi yapıldığını, bunların toplam 8 bin yatak kapasitesine sahip olacağını anlattı. Fiziki mekanlardan sonra artık içinde çalışacak sağlık personelinin eğitimine, nitelikli personel çalıştırılmasına ve yapılan hizmetlerin kaliteli olmasına önem verileceğini vurgulayan Gümüş, "Şu anda Türkiye'nin özellikle kamu-özel iş birliği yöntemiyle önemli deneyimleri oluştu. Sağlık iş birliği açısından da Türkiye'nin önünde olan ve şu anda çalıştığımız konulardan biri, sağlık endüstrisinin geliştirilmesidir" dedi. Körfez ülkelerden gelen hekimler ve hemşireler çalışabilecek Sağlık turizmi konusunda da körfez ülkeleriyle iş birliğine gidebileceklerini dile getiren Gümüş, "Yeni yaptığımız şehir hastanelerinin bir kısmı uluslararası hasta hizmetleri için ayrılmıştır. Burada yabancı dil bilen hemşirelerimiz, hekimlerimiz görev alacaklardır. Körfez ülkelerinden gelebilecek hekimler ve hemşireler buralarda ... Devamı

10 dakikada lazerle hemoroid ameliyatı

2017-04-12 15:40:00
10 dakikada lazerle hemoroid ameliyatı |  görsel 1

Hemoroid hastalarının ağrısız, sızısız sağlığına kavuşmasını sağlayan lazer ile ameliyat yöntemini Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ömet Lütfi Akgül, 5-10 dakikalık ameliyatlar sonrası hastaların aynı gün içerisinde taburcu edildiğini söyledi. Ameliyat sonrası ağrıların olmadığını ve hastanın aynı gün içerisinde normal sosyal hayatına ve işe geri dönüş sağlayabildiğini belirten Dr. Akgül, hemoroidin yerleşim yerine göre iç ve dış olmak üzere ikiye ayrıldığını aktardı.  Hastalığın erken döneminde sadece makatta az miktarda kanama, kaşıntı gibi yakınmalar olduğunu belirten uzman, diğer belirtiler hakkında şunları söyledi: “Daha sonraki dönemlerde kanamaya, dışkılama sırasında makatta oluşan şişlikler eşlik eder. Özellikle bu dönemlerde hemoroid bakterilerinin yani memelerinin dışarı çıkmış olması nedeniyle makat devamlı ıslak hale gelir ve bu durum şiddetli ağrı dışında kaşıntıyı da neden olur. Bir de hemoroidin akut dönem özellikleri var yani aciliyet teşkil eden dönemleri vardır. Bu dönemlerde hemeroid aniden dışarı doğru çıkar, orada bulunan kan pıhtılaşır ve bu çok ciddi ağrı yapar. Hasta acilen doktora gitmek zorunda kalır. Yaşadığımız en büyük sıkıntılardan bir tanesi hastaların hemoroid noktasındaki bilgisizlikleridir aslında. Çünkü hastalar utandıkları için bu noktada kendilerince birçok tedavi yöntemi denemekte ve genellikle ileri evre durumuna geldikten sonra hastaneye başvurmaktadır."  Lazerin başka hastalıkların tedavisinde de uygulandığını belirten cerrah, "Biz bu yöntemi hemoroid tedavisiyle birlikte kıl dönmesi dediğimiz pilonidal sinüsde, çatlak dediğimiz anal fissürde aynı şekilde köprü ve delik dediğimiz anal fistür ameliyatlarında uygulamaktayız. Bu hastalıkların çoğu mak... Devamı

Tıkalı burun uykusuzluğa sebep oluyor!

2017-04-12 15:33:00
Tıkalı burun uykusuzluğa sebep oluyor! |  görsel 1

Kronik burun tıkanıklığının ciddi sağlık sorunlarına yol açarak yaşam kalitesini düşürdüğünü belirten Op.Dr. Bahadır Baykal, tıkalı burunun uykusuzluk sebebi olduğunu söyledi. Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Bahadır Baykal, “Baş ağrımızın ya da sabahları yorgun uyanmamızın nedeni de burun tıkanıklığı olabilir. Bu durumun ne kadar farkındayız? Burun tıkanıklığını ne derece önemsemeliyiz ? Gün içinde burundan geçen hava miktarı yaklaşık 10.000 litredir. Çocuk veya erişkin hemen herkes zaman zaman burun tıkanıklığı sorunu yaşayabilir. Çoğu zaman burun tıkanıklığı ciddiye alınmaz ve geçici çözümlerle halledilmeye çalışılır. Halbuki kronik burun tıkanıklığı uykusuzluk ve yorgunluk gibi yaşam kalitesini düşüren sorunlara neden olurken, uzun vadede ise kalp büyümesi gibi çok daha ciddi problemlere yol açabilir” dedi. Soğuk algınlığı veya sinüzit gibi hastalıkların geçici süreli burun tıkanıklığı oluşturabildiğini ifade eden Op.Dr. Baykal, “Ama bu durum sorun oluşturmaz. Burun iç kısım eğriliği yani deviasyon ya da burun etlerinin büyümesi gibi nedenlerle oluşan kronik burun tıkanıklığı ise uzun dönemde oksijen yetersizliğine neden olarak vücudu olumsuz etkiler. Akciğerlerimize yeteri kadar temiz hava gitmeyince oksijen-karbondioksid değişimi etkilenir, kanımız dokulara eksik oksijen götürür ve zamanla dokularda hasar gelişir. Kaliteli uyku uyuyamayan kişi de yorgunluk ve konsantrasyon güçlüğü gelişir, yüksek tansiyonu takiben kalp de ritm bozukluğu başlar ve bir müddet sonra kalp büyür” diye konuştu. Kronik burun tıkanıklığı olan hastalardaki en önemli belirtilerden birisinin horlama olduğunu kaydeden Op.Dr. Bahadır Baykal, “Kişi sabah uyandığında ağzında kuruluk hiss... Devamı

Parkinson'un tedavisi mümkün olacak mı?

2017-04-12 09:41:00
Parkinsonun tedavisi mümkün olacak mı? |  görsel 1

Parkinson'un tedavisi için çalışma yapan uluslararası ekibin, beynin hasarlı bölgelerine yeni hücreler konması ile hastalığı tedavi edebilecek ve etkilerini geri çevirebilecek bir tedavi yöntemi buldukları duyuruldu. Nature Biotechnology adlı bilim dergisinde yayımlanan araştırmayı yapan uzmanlar, insan beynindeki hücrelerin Parkinson hastalığı yüzünden yok olan hücrelerin rolünü üstlenmeye sevk edilebileceğini söylüyor. Parkison benzeri belirtiler gösteren fareler üzerindeki denemeler, bu tedavinin hastalığı hafiflettiğini gösteriyor. Ancak, bu yöntemin insanlar üzerinde denenmesi için çok sayıda benzer test yapılması gerekiyor. Uzmanlar yöntemin büyük umut vata ettiğini söylemekle birlikte, çok erken bir aşamada olduğuna dikkat çekiyor. Araştırmacıların hala, tedavinin insanlarda güvenli olup olmadığını, yaşamlarına astrosit olarak başlayan beyin hücrelerinin dönüştürüldükten sonra Parkinson hastalığında yok olan, dopamin üreten beyin hücrelerinin yerini alıp alamayacağını tespit etmesi gerekiyor. Parkinson hastalığı Parkinson hastalarında, dopamin üreten hücreler öldüğü için bu hormon yeterince bulunmuyor. Hücreleri tam olarak neyin öldürdüğü bilinmiyor, ancak yeterince dopamin olmaması, titremeyle yürüme ve hareket etmekte zorluk çekilmesine neden oluyor. Hastalara bu belirtilerin hafifletilmesine yönelik ilaçlar verilebiliyor ama hastalık tedavi edilemiyor. Uzmanlar, zarar gören dopamin nöronları yerine, beyine yeni hücreler enjekte etmenin yöntemlerini arıyordu. Ancak bu son araştırmada, hücre nakli gerektirmeyen bir yaklaşımı benimsedi. Bunun için, beyinde zaten bulunan hücreleri yeniden p... Devamı

İşte en sağlıklı güneş gözlüğü

2017-04-10 19:31:00
İşte en sağlıklı güneş gözlüğü |  görsel 1

Güneş gözlüğü alacaksanız mutlaka okuyun! Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Raşit Tuncel güneş gözlüğü alırken dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı. Yaz aylarının yaklaşması ile birlikte güneş gözlüklerine olan talep artarken, Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Raşit Tuncel, güneş gözlüğü alırken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. KOYU CAM DAHA İYİ KORUR MU? Dr. Tuncel, güneş gözlüğünü güneşe maruz kalan herkese tavsiye ettiklerini belirtti. Güneş gözlüğü alırken dikkat etmemiz gereken en önemli konunun ultraviyole ışınlarını filtre edip etmediğini kontrol etmek olduğunu belirten Dr. Bülent Raşit Tuncel, “Ultraviyole ışınları güneşten yer yüzüne ulaşan zararlı ışınlardır. Ultraviyole ışınları A, B, C olarak üçe ayrılıyor. C ışınları atmosferde emiliyor ama ultraviyole A ve B ışınları dünyaya ulaşıyor. Ultraviyole A ve B ışınlarını filtre eden güneş gözlüğü kullanmazsak bu ışınlar gözümüze zarar verir. Cam koyuluğunun ultraviyole ışınlarını filtre etmede hiç bir önemi yoktur. Cam koyu olduğunda gözümüzü daha iyi korur diye bir şey yok. Bazen daha koyu cam kullanmak zararlı bile olabilir. Camların rengi önemlidir, kullanım şekline göre değişir. Günlük kullanım için kahverengi ve yeşil camları öneriyoruz” dedi. AKSESUAR OLARAK DEĞİL SAĞLIK İÇİN Güneş gözlüğünün sadece aksesuar olarak kullanılmasının yanlış olduğunu söyleyen Dr. Tuncel “Güneş gözlüğü sağlık için kullanılmalı, bir aksesuar olarak düşünülmemeli. Aksesuar olarak kullanırken ultraviyole ışınlarını filtre etmeyen bir güneş gözlüğ&... Devamı

Bu ağrıların sebebi psikolojik olabilir…

2017-04-10 19:23:00
Bu ağrıların sebebi psikolojik olabilir… |  görsel 1

Baş ağrılarınızın sebebi psikolojik olabilir! Bütün ağrıların temelinde fizyolojik sorunlar yatmadığını belirten Psikolog Barış Gürkaş, psikolojik kökenli ağrılara dikkat çekiyor. İşte en çok görülen psikolojik ağrı tipleri... Psikolog Barış Gürkaş, psikolojik ağrılar konusunda uyardı. Gürkaş, “Psikojen (ruhsal kökenli) ağrı psikolojik faktörlerle bağlantılı bir ağrı rahatsızlığıdır. Bazı zihinsel ya da duygusal sorun tipleri ağrıya neden olabilir, ağrıyı devam ettirebilir ve arttırabilir. Psikojen ağrı rahatsızlığı olan bir kişinin gösterdiği belirtilerle uyuşmayan şikayetleri olabilir” dedi. PSİKOLOJİK AĞRILAR HANGİLERİ? Psikolojik ağrı tiplerinin, baş ağrıları, kas ağrıları, sırt ağrısı ve karın ağrısı psikojen ağrının en yaygın tiplerinden bazıları olduğunu dile getiren Psikolog Barış Gürkaş, psikolojik ağrının nedenleri konusunda şunları söyledi; “Psikolojik ağrının nedeni geçmişte olabilir; örneğin zihinsel hasar, kötü anılar, bir yakınını kaybetmenin acısı gibi. Nedeni şimdiki zamanda da olabilir: doğrudan insan ruhuyla bağlantılı süreçlerden ya da dış durumlardan kaynaklı olması mümkündür. Gelecekle bağlantılı da olabilir, örneğin, zor durumda olanların beklentileri, varsayıma dayalı korkular, bazı olası olay ve sonuçlar gibi.” PSİKOLOJİK AĞRILAR YARDIMSIZ İYİLEŞEMEZ Psikojen ağrının teşhisi ancak diğer bütün ağrı nedenlerini hariç bıraktıktan sonra koyulabileceğini dile getiren Psikolog Barış Gürkaş, “Psikojen ağrı rahatsızlığı olan biri gösterdiği semptomlarla uyuşmayan ağrılardan şikayet edecektir. Genellikle tıp doktorları ve zihinsel sağlık uzmanlarının birlikte çalışması bu hastalığa en çok yardımcı olan yöntemdir. Psikojen ağrı tedavisi şunları içerebilir: “Psikoterapi, Antidepresanlar VE Narkotik ol... Devamı

Tüp Bebek Tedavisinde MitoScore Yöntemi ve Başarısı

2017-04-10 19:20:00
Tüp Bebek Tedavisinde MitoScore Yöntemi ve Başarısı |  görsel 1

Op. Dr. Ali Osman Koyuncuoğlu tüp bebek tedavisinde kullanılan MitoScore yöntemi hakkında bilgi verdi. Ngs yöntemi nedir? Doğal yolla gebelik elde edemeyenler için gebelik şansını %90 lara kadar çıkaran ngs yöntemi kısırlık tanısı konan pek çok çifti bebek sahibi yapıyor. Gelecek nesil genetik tarama yöntemi olarak adlandırılan ngs, ile sağlıklı embriyoları tespit etmek ve sadece gebelikle sonuçlanacak embriyolar transfer etmek mümkün. Çünkü üremeye yardımcı tedavilerde başarısızlığın en önemli sebebi sağlıksız embriyoların transfer edilmesidir. Ancak ngs sayesinde sağlıksız ve genetiği bozuk embriyolar eleniyor, sadece gebeliğe uygun olanlar anne adayının rahmine yerleştiriliyor.   MitoScore Nedir? MitoScore, mitokondriyal bir veri olarak kullanılmak üzere Igenomix tarafından geliştirilmiş bir uygulamadır. Embriyonun içindeki enerji durumunu gösteren MitoScore, en sağlıklı embriyoların seçilebilmesi için çok önemli bir imkan sunmaktadır. Bu imkan da tüp bebek tedavilerinde çok önemli bir aşama kaydedilmesini sağlıyor. Embriyolarda rahimde tutunabilme kapasitesini gösteren mtDNA örnek puanının klinik açıklaması, mtDNA örnek puanının (MitoScore) PGS analizlerinde yapılan rutin genetik analizlere entegre edilmesini ifade ediyor. Yani bu çalışma sayesinde artık embriyoların rahimde tutunabilme şansını tespit etmek çok daha kolaylaştı. Mitokondriyal puan ise ‘'MitoScore'' öploid embriyoların normalize olmuş mtDNA içeriklerini gösteren bir değerdir. Aynı zamanda mevcut örnekte total mtDNA içeriğini, yani tutunabilme şansını da belirtiyor. Bu konuda yayınlanan araştırmalara göre, embriyoda bulunan mtDNA örnek sayısı direk olarak embriyo içindeki ener... Devamı