Hamileyken karnı ilginç şekilde büyüyordu, doğumda gerçek ortaya

2017-06-22 12:44:00
Hamileyken karnı ilginç şekilde büyüyordu, doğumda gerçek ortaya |  görsel 1

Chrissy Corbitt, dördüncü çocuğuna hamileydi ancak karnı anormal şekilde şişiyordu. Doğuma 1 hafta kala sezeryana giren Corbitt gerçeği kısa süre içinde öğrendi. 29 yaşındaki üç çocuk annesi Chrissy Corbitt, dördüncü çocuğuna hamileydi. Daha önce üç kez doğum yaptığından hamilelik ve doğum sürecine aşinaydı. Ancak kızı dünyaya geldiğinde büyük bir şaşkınlık yaşadı. Chrissiy doğuma 1 hafta kala sezeryana girdi ve tam 5.8 kilogram ağırlığında bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Carleigh Brooke Corbitt ismi verilen bebeğin annesi Inside Edition'a “Gözlerime inanamadım. Sanki iki yaşında bir çocuğa doğum yapmış gibiydim” dedi. HASTANENİN EN KİLOLU BEBEĞİ OLDU! Carleigh, planlanan doğumundan bir hafta önce sezaryan ile dünyaya getirildi. Hemşire bebeğin kilosunu ölçtüğünde gözlerine inanamadı. Hastanedeki en kilolu bebekti. (Kaynak:sözcü.com.tr) Devamı

Bronzlaşmanın yeni bir formülü bulundu…

2017-06-16 11:08:00
Bronzlaşmanın yeni bir formülü bulundu… |  görsel 1

Artık güneşlenmeden ve solaryuma girmeden bronzlaşabilirsiniz. Nasıl mı? Bilim insanları derinin melanin pigmenti üretmesini sağlayan bir ilaç geliştirdi. Güneş ışınlarını taklit ederek geliştirdikleri bu ilaç bronzlaşmayı sağlıyor. İlaç deriye sürülerek uygulanıyor. İlaç deri örnekleri ve farelerde denendi ve başarıya ulaşıldı. Yapılan testler, normalde bronzalaşamadan güneş yanığı olan kızıl saçlı insanların bile bu ilaçla bronzlaşabileceğini gösteriyor. CİLT KANSERİ ÖNLENEBİLİR BBCTürkçe’nin haberine göre Massachusetts General Hospital’da araştırmayı yürüten ekip, bu ilacın hem cilt kanserine karşı hem de ciltteki yaşlılık belirtilerine karşı kullanılabilmesini umuyor. Cell Reports dergisinde detaylıca anlatılan testleri yürüten ekipten David Fisher, ilacın gelecekte güneş kremlerine de katılabileceğini söylüyor. İlacın piyasaya çıkması için geçmesi gereken bazı güvenlik testleri daha bulunuyor. Devamı

İngiltere’den korkutucu aspirin iddiası

2017-06-15 11:39:00
İngiltere’den korkutucu aspirin iddiası |  görsel 1

Yıllardır, her gün aspirin almanın sağlığa olumlu faydaları olduğunu duyuyoruz. Ancak İngiltere'de yayınlanan bir araştırma raporu bunun tam tersini söylüyor. İşte The Daily Telegraph'da yer alan ve korkutucu sonuçların paylaşıldığı iddia... “Ömrü uzatıyor, kanserden koruyor, kalp krizi riskini azaltıyor” denildi ancak İngiltere’de yapılan bu araştırma bunu söylemiyor. Bu araştırmaya göre aspirin yılda 3 binden fazla kişinin ölümüne neden oluyor. The Daily Telegraph’de yer alan habere göre, her gün bir aspirin almak yılda 3 binden fazla kişinin ölümüne yol açıyor. Her gün aspirin kullanmanın ölümcül kanamalara sebebiyet verdiğini ortaya koyan araştırma şimdiye kadar söylenenlerin tam tersini ortaya koymuş oldu. İngiltere’de yaşlıların yüzde 40’ının kalp krizi ve felç riskini azaltmak için her gün bir aspirin kullandığı ve Oxford Üniversitesi bilim insanlarının araştırmasının da 75 yaşından büyük insanlarda bu ölümcül kanama ihtimalinin 10 katına kadar yükseldiğini gösteriyor. Ancak bilim insanları daha önce kalp krizi veya felç geçirmiş insanların aspirin kullanmaya devam etmesini tavsiye ederken buna karşı kanama ihtimalini azaltan başka ilaçlar da almalarını söylüyor. Uzmanlar ayrıca aspirin kullanmaya başlayacak veya bırakacak insanların önce bir doktora danışması gerektiğini söylüyor. Sözcü Devamı

Bronzlaşırken sağlığınızdan olmayın

2017-06-14 20:01:00
Bronzlaşırken sağlığınızdan olmayın |  görsel 1

Tatil mevsimi geldi çattı... Herkes, soluğu tatil beldelerinde aldı. Peki denize ya da havuza girmeden önce, veya bronzlaşırken nelere dikkat etmeniz gerektiğini biliyor musunuz? Yağmurlar, rüzgarlar derken yaz geldi çattı! Deniz, kum ve güneş üçlüsünü ne kadar özlesek de, güneş içerisindeki UV ışınları cildimize zarar verebilir. Güneş ışınlarından korunmak, daha sağlıklı bir bronzluk etmek istiyorsanız, Dr. Orçun Orhun’un, sağlıklı bir cilt için güneş ışınlarından nasıl yaranlanmamız gerektiği hakkındaki açıklamalarına bir göz atın. Güneşe çıktığımız saatler çok önemli, özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasında güneş ışınlarının dünyaya en dik geldiği saatler olduğu için bu saatler arasında güneşe çıkmamaya özen gösterin. Güneş koruyucu kremleri güneşe çıkmadan yarım saat önce cildinize sürün. Yüzünüzün dışında kollarınız, omuzlarınız ve ensenizi de güneş kremi sürerken ihmal etmeyin. Dışarı çıkarken özellikle güneşin vücudumuza temas ettiği vakitler kesinlikle ten renginize uygun güneş koruyucu krem kullanın. Koyu renkli giysiler tercih etmeyin, gölgede oturmuyorsanız şemsiye ve şapka kullanmaya özen gösterin. Ter, deniz ve havuza girmek, güneş kremlerinin akmasına neden olur. Bu nedenle bu gibi durumlarda koruyucunuzu tekrar uygulamayı ihmal etmeyin. Çocuklara yüksek faktörlü güneş kremleri uygulayın, özellikle 3 yaş altı bebekleri kesinlikle güneş koruyucu kremi olmadan güneşle temas ettirmeyin. Tüm bunların yanında en önemlisi bol bol su içerek vücudunuzun su kaybını önleyin. (Sözcü)... Devamı

SMA hastası minik Egehan’ın sesini duyun

2017-06-14 12:50:00
SMA hastası minik Egehan’ın sesini duyun |  görsel 1

Sağlık Bakanı Recep Akdağ geçtiğimiz hafta, SMA hastaları için yurt dışından getirilecek olan ilacı kullanacak 114 hastanın belli olduğunu açıklamıştı. Ancak bu açıklama minik Egehan için umut olamadı. Çünkü Sağlık Bakanlığı 16 Mayıs günü, Egehan'ın ihtiyacı olan ilacın bu hastalığın tedavisi için uygun görülmediğini belirtti. Ailesi 40 gündür yoğun bakımda olan oğulları için yardım bekliyor. 3 aylıkken, ‘Gevşek Bebek Sendromu’ olarak bilinen Spinal Müsküler Atrofi (SMA) hastalığı teşhisi konulan 6 aylık Egehan Özkılıç ilaç bekliyor. Minik Egehan Sadece Amerika’da üretilen Nusinersen Sodium etken maddeli ilacı ile hayata tutunabilecek. Konya’da 3 aylıkken, ‘Gevşek Bebek Sendromu’ olarak bilinen Spinal Müsküler Atrofi (SMA) hastalığı teşhisi konulan 6 aylık Egehan Özkılıç’ın tedavisinde kullanılmak üzere doktor tarafından yurt dışından getirilmek için talep edilen ilaç sağlık Bakanlığı tarafından tedavisinde uygun görülmedi. Türkiye’de yaklaşık 3 bin çocuk SMA hastası. SMA hastası çocukların aileleri sadece Amerika’da üretilen bu ilaçların Sağlık Bakanlığı tarafından ithal edilmesini istiyor. 40 GÜNDÜR YOĞUN BAKIMDA Sağlık Bakanlığı’nın ‘SMA’ hastalarının ilaçlarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından alınacağını açıklaması üzerine umutlanan Özkılınç ailesi, çocuklarına ilacın alınıp, alınamayacağı konusunda tedirginlik yaşıyor. Uzman Çavuş Oğuz ve ev hanımı 24 yaşındaki Gözde Özkılıç çiftinin, ikinci bebekleri olan 6 aylık Egehan’a 3 aylıkken ‘SMA tip 1’ hastalığı teşhisi konuldu.  Rize’de yaşayan Özkılıç çifti, ailesi Konya’da ol... Devamı

Hamile olduğunu düşünüyordu, doktora gittiğinde şok yaşadı!

2017-06-11 12:58:00
Hamile olduğunu düşünüyordu, doktora gittiğinde şok yaşadı! |  görsel 1

24 yaşındaki Meksikalı kadın, diyet ve spor yapmasına rağmen sürekli karnının şişmesiyle hamile olduğunu düşündü ancak doktora gittiğinde gerçek bambaşka çıktı. 24 yaşındaki bir kadın, diyet yapmasına rağmen gittikçe kilo aldığını fark etti. Ancak tuhaf olan yüzü, kolları ve bacakları zayıflarken karnı günbegün şişiyordu. Karnındaki şişlik organlarını o kadar rahatsız ediyordu ki birkaç adım attıktan sonra acı içinde nefes nefese kalıyordu. Daily Mail’de yayınlanan habere göre sonunda doktora giden Meksikalı kadının yumurtalık kistinin olduğu ortaya çıktı. 11 aydır büyüyen kitle, operasyonla alınana kadar 33 kiloya ulaşmıştı. Kalp krizi riskiyle karşı karşıya olan kadının iç organları ciddi oranda hasar görmüştü. Operasyonu gerçekleştiren Dr. Erik Hanson Viana, 10 yeni doğmuş bebek ağırlığında olan kistin hayatında gördüğü en büyük kist olduğunu söyledi. Kitle genç kadının karnının %95’ini kaplıyordu. Kitlenin çevresi 157 cm iken boyu yarım metreyi buluyordu. Genç kadın operasyondan iki gün sonra hastaneden çıkabildi. Oldukça hafifleyen kadın yürümek için bir süre koltuk değneklerine ihtiyaç duydu. Altı ay sonra doktor kontrolüne geldiğinde organlarının tamamen iyileştiği görüldü. Üstelik koltuk değneklerine de artık ihtiyaç duymuyordu. Kaynak:hürriyet.com.tr... Devamı

Silikon mağduru hemşirenin son hali

2017-06-05 11:03:00
Silikon mağduru hemşirenin son hali |  görsel 1

Adana'da kendisini doktor olarak tanıtan kadın kuaförüne dudak silikonu yaptırdıktan sonra dudaklarını kaybetme tehlikesi yaşayan hemşire Merve Keleş, sosyal medyadan son halini paylaştı. Çukurova Üniversitesi Balcalı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Göğüs Hastalıkları Polikliniği’nde hemşire olarak görev yapan 22 yaşındaki Merve Keleş'in hayatı bir anda alt üst olmuştu. Keleş, yaklaşık 2.5 ay önce arkadaşı aracılığıyla internette kendisini estetik uzmanı olarak tanıtan bayan kuaförü Soner G. ile tanışmış, doğuştan sol alt dudağında şekil bozukluğu olduğu için dudağını kalınlaştırmak isteyerek, Azerbaycan'da eğitim gördüğünü öne süren Soner G.'ye önce 500 TL’ye geçici dolgu yaptırmış, daha sonra dolgu bir haftada eriyince, bu kez bin liraya silikon dolgu yapılması konusunda anlaşmış, kliniği tadilatta olduğu için işlemi evde yapacağını söyleyen kuaför, 12 Nisan Çarşamba günü hemşire Merve Keleş'e operasyonu yapmıştı. Operasyondan hemen sonra Keleş'in dudakları şişmeye başlamış ve dudaklarını kaybetme ile karşı karşıya kalınca hastaneye başvurmuştu. Keleş o günden sonra hastanede kalıp dudaklarını kaybetmemek için tedavi gördü. Yaklaşık 2 ay hastanede kalan Keleş, geçirdiği bir dizi ameliyatın ardından sağlığına tekrar kavuştu. Keleş son halini de sosyal medyada yayınlayıp, "Evet buradayım ve yaşıyorum. Hayat bu, bir şekilde zorluklar yanlışlar çıkarıyor karşımıza ve ben bunu da atlatıyorum. Hala gülebiliyorum. Her yeni güne şükrediyorum. Olmamışlara üzülmüyorum. Çünkü kadere inanıyorum. Allah'a sığınıyorum ve sizin sandığınız gibi dışımı değil ruhumu seviyorum. Biliyorum kalbim güzel olursa hiç bir göz beni çirkin göremez. Ve bilmiyorsunuz, yaratanın b&u... Devamı

Menopoz süresi arttı, kadınlar ne yapmalı?

2017-06-04 10:56:00
Menopoz süresi arttı, kadınlar ne yapmalı? |  görsel 1

Ortalama ömrün uzamasıyla birlikte kadınların menopozda geçirdikleri sürenin de arttığını belirten TJOD Başkanı Prof. Karateke, artık kadınların hayatlarının üçte birinden fazlasını menopozda geçirdiklerini söyledi, “Dolayısıyla menopoz için eski konseptler yerini yeni konseptlere bıraktı” dedi. Türkiye’de menopoz yaşı ortalama 51. Çok uzun yıllardır dünyada da durum yaklaşık olarak böyle. Bu konuda değişen şey ise; kadının menopozda geçen yaşam süresi. Çünkü kadınların ortalama ömrünün uzamasıyla menopozla geçirilen süre de artmış oldu.  MENOPOZ İÇİN VÜCUDUNUZA YATIRIM YAPIN Artık kadınların hayatlarının üçte birinden fazlasını menopozda geçirdiklerini belirten Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Ateş Karateke, menopoza girdikten sonra değil, girmeden önlem almanın önemli olduğunu söyledi, “Dolayısıyla menopoz için eski konseptler yerine yeni konseptler var. Menopoza önceden hazırlanmayan kadın, menopoz yıllarında çok ciddi sağlık problemleri yaşayabilir. Gençlik yıllarından itibaren geleceğine yatırım yapan kadınlar ise bu süreci rahat geçirir” dedi.  Karateke, kadınların belirli bir yaştan sonra erkeklerden farklı olarak vücutları, kalpleri, damarları ve kemikleri için gerekli olan bir hormonu kaybettiklerini söyledi. Karateke’nin bahsettiği o hormon; kadın hayatını hem kolaylaştıran hem de zorlaştıran östrojen. Östrojeni kaybeden kadının ciddi sağlık problemleri yaşayabildiğini dile getiren Karateke şöyle konuştu:  KEMİK DEPOLARINI GENÇLİKTE DOLDURUN “Onun için kadın genç yaşlardan itibaren damar sağlığını korumalı, kolesterolünü kontrol altında tutmalı, kilo almamalı, düzen... Devamı

Benjamin Button gerçek oldu

2017-06-04 10:14:00
Benjamin Button gerçek oldu |  görsel 1

Bangladeş, Dhaka'da doğan bebek son derece nadir görülen genetik bir bozuklukla doğdu. Bebeğin yaşlı görüntüsü akıllara Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi filmini getirdi. Nadir görülen genetik bir bozuklukla doğan bebek, yaşlı görüntüsüyle Brad Pitt’in başrol oynadığı Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi filmini hatırlattı. Progeria sendromuyla doğan bebek görenleri şaşırtıyor. Yeni doğan bu bebeğin yaşlı görünümüyle akıllara Benjamin Button filmini getirirken, fotoğraf sosyal medyada oldukça paylaşıldı. Bebeğin hastalığının ise bir tedavisi bulunmuyor. Devamı

Ramazan’da sigarayı bırakmanın yolları

2017-06-03 11:41:00
Ramazan’da sigarayı bırakmanın yolları |  görsel 1

Ramazan’da 17 saat sigara içilmediği için günlük tüketilen miktar çok azalır, böylece vücut nikotinden gün boyu arınır. Bu süreçte bağımlılıktan kurtulmak da daha kolay olur. İşte bunun yolları... Sigarayı bırakmanın tam zamanı! Memorial Kayseri Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Murat Apaydın, sigara bağımlılığından kurtulmak için önemli tavsiyelerde bulundu. YÜZDE 80’İ BIRAKMAK İSTİYOR Dünya Sağlık Örgütü'nün yaptığı araştırmalarda, sigara içenlerin yüzde 70-80'inin sigarayı bırakmak istediği belirlenmiştir. Sigarayı bırakmak isteyenlerin yüzde 20-30'unun ise her yıl sigarayı bırakmayı denediği, bunlardan yüzde 3-5'inin ise sigarayı yardımsız bırakabildiği belirlenmiştir. Sigara aslında bir alışkanlık ya da tiryakilik değil madde bağımlılığıdır. Sigarayı yardım almadan bırakmaya çalışanlar bağımlılığın; psikolojik, davranışsal ve fiziksel etkileri ile başa çıkmak zorunda kalmaktadır. Psikolojik açıdan sigara içenlerin büyük bir bölümü, duygu durum düzenleyicisi olarak nikotin bağımlısıdır. Konu davranışsal açıdan değerlendirildiğinde ise başkalarını sigara içerken görme, çay-kahve veya alkol içme, araba sürme veya mola verme gibi çok güçlü tetikleyiciler sigara içme eyleminde etkilidir. Sigaranın fiziksel etkisi de nikotin bağımlığıyla doğrudan alakalıdır. Sigara dumanının ağız yoluyla hızlı bir şekilde akciğerlerden kan dolaşımına geçtiği ve 8 saniye gibi kısa bir sürede beyne ulaştığı tespit edilmiştir. Nikotin, beyinde ve sinir sisteminde nikotin reseptörlerine bağlanarak çeşitli maddelerin salınmasına yol açar. Dopamin gibi mutluluk veren maddeler nedeniyle sigarayı bırakmak daha da zorlaşmak... Devamı

Selfie, burun estetiği taleplerini arttırıyor

2017-06-02 13:20:00
Selfie, burun estetiği taleplerini arttırıyor |  görsel 1

Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, “Gençlerde burun takıntısı, tüm hayatını olumsuz etkileyebiliyor. Bazen gençler, sırf bu yüzden okula gitmek istemiyor, fotoğraf çektirmiyor veya arkadaşlarıyla buluştuğu kafede bile burnunun en iyi göründüğü açıya göre oturuyor. Özellikle günümüzdeki sosyal medyada profil fotoğrafı ve selfie çekimi gibi durumları da hesaba kattığımızda, burun estetiği ameliyatı olma talebi daha da ön plana çıktı. Burun estetiği ameliyatlarının %70’ni, 18 – 25 yaş arası gençler oluşturuyor. Hastalarımızın büyük çoğunluğu da, yaşları itibariyle görüntüleriyle en fazla ilgilenen genç kızlardan oluşuyor” diyor. Başarılı bir burun ameliyatından sonra “özgüven” artıyor  Kişilerde ilk bakışta, boy, kilo, burun, dişler gibi özelliklerin dikkati çektiğini kaydeden Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları söyledi:  “Başarılı bir burun ameliyatından sonra, değişen sadece burun olmuyor. Bireyin özgüveni artıyor, kullanılan beden dilinden, giyim ve makyaj tarzına kadar pek çok şey değişebiliyor. Eğer, gerçekten düzeltilebilir bir şekil bozukluğu varsa ve kişinin psikolojisi buna uygunsa, yani gerçekçi beklentiler içindeyse, bu noktada bir anatomik bozukluğun düzeltilmesi kişiyi çok olumlu etkiliyor. Ameliyattan sonra, genellikle hastalar çok olumlu yorumlar yapıyorlar ve daha da mutlu oluyorlar. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, hiç bir hastanın ameliyatında uyguladığımız teknikler, diğeriyle birebir aynı olmuyor. Dolayısıyla bu ameliyatın, adeta bir el yapımı sanat eseri gibi her birey için farklı yapıldığını söylemek yanlış ol... Devamı

Çaresiz baba ilik kanseri kızı için yardım bekliyor

2017-06-01 13:51:00
Çaresiz baba ilik kanseri kızı için yardım bekliyor |  görsel 1

3 yaşındaki Güler, uygun ilik için bekliyor. Kızının ilik kanseri olduğunu söyleyen inşaat işçisi baba Coşkun Gökmen yetkililere seslenerek "Kızım için uygun iliği bulsunlar. Herkes kan bağışında bulunsun” şeklinde konuştu. Bolu'da, 3 yaşındaki kızına ilik kanseri teşhisi konulan inşaat işçisi Coşkun Gökmen, Ankara'da tedavi gören kızı için kan bağışında bulunulmasını istedi. Bolu'da, 5 ay önce kızlarını dizlerindeki ağrı nedeniyle özel bir hastaneye götüren 29 yaşındaki inşaat işçisi baba Coşkun Gökmen ile anne Fatma Gökmen, 3 yaşındaki Güler Gökmen'in ağrıları geçmeyince kızlarını Abant İzzet Baysal Üniversitesi İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdü. Küçük kızın burada yapılan tetkiklerinde lösemi hastalığına yakalandığı tespit edilerek, Ankara Çocuk Sağlığı Hastalıkları Hemotoloji Onkoloji Eğitim Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Mart ayında Ankara'da tedavisine başlanan 3 yaşındaki Güler Gökmen'e kemoterapi uygulanırken hastalığının ilerlemesi nedeniyle doktorlar tarafından ilik nakli yapılmasına karar verildi. Bolu'da inşaat işçisi olarak çalıştığını ve kızının hastalığının teşhisi konulduğu günden beri düzenli işe gidemediğini belirten baba Coşkun Gökmen, “Burada çalışıp kızımı görmek ve ihtiyaçlarını gidermek için haftada bir Ankara'ya gidiyorum. 9 yaşında okula giden bir kızım daha var yanımda. Kazandığım para şu an için zor yetiyor” dedi. Hasta olan kızının fotoğraflarına bakarak hasret gideren acılı baba, 3 ay içinde ilik naklinin gerçekleşmesi gerektiğini ifade ederek, “Buradan yetkililere sesleniyorum. Kızım için uygun iliği bulsunlar. Herkes kan bağışında bulunsun” şeklinde konuştu. (s&ou... Devamı

İnsanlar 120 yaşına kadar yaşayabilecek

2017-05-31 12:55:00
İnsanlar 120 yaşına kadar yaşayabilecek |  görsel 1

Bilim, insanların ömrünü uzatmaya kararlı. Rusya'da yapılan çalışmalarda elde edilen 'yeni ilacın' DNA ile etkileşime girip, iç yaşlanmayı yavaşlatacağı belirtiliyor. Henüz yan etkileri ile ilgili belirsizlik yaşanan ilaç, üç yıl içinde Avrupa ülkelerinde de denenecek. Uzmanlara göre sadece 60 yıl içinde, insanların ortalama ömrü 120’ye çıkacak. Rusya’da yapılan araştırmalar, biyolojik yaşlanmayı yavaşlatmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Araştırmaya göre, DNA’yla etkileşen ‘yeni ilaçlar’, vücudumuzun işlevini daha uzun süre koruyacak. Ancak araştırmada önemli olan uzun yaşamak değil uzun ve sağlıklı bir yaşama sahip olmak. Bununla birlikte, 120 yıllık bir yaşam süresinin yaşam kalitemizi nasıl etkileyebileceği ise henüz belli değil. Bu tür tedavilerin yan etkileri de henüz bilinmiyor. “YAŞLILIK DÖNEMİNDE OLABİLDİĞİNCE SAĞLIKLI KALMAK…” Birkaç Avrupa ülkesi, önümüzdeki üç yıl içinde ilaçların denemelerine başlamak için görüşmelere devam ediyor. Araştırmayı yürüten Petersburg Biyoregülasyon ve Gerontoloji Enstitüsü başkanı Prof. Dr. Vladimir Khavinson ise “Kimsenin uzun ve sağlıksız bir yaşam sürmek istemeyeceği açık. Ana hedefimiz, insanların yaşlılık döneminde olabildiğince sağlıklı kalmalarını sağlamak. ” diyor. Dailymail’in haberine göre; Rusya’da bu çalışmalar için kullanılan 6 ilaç zaten var. Araştırmacılar, bunların birleşiminden elde edilen ‘yeni ilaca’ olur vermek için, yaşam kalitesine etkisinin ve potansiyel yan etkilerinin belirlenmesini bekliyor. St. Petersburg Biyoregülasyon ve Gerontoloji Enstitüsü’nden... Devamı

Türkiye’de çocukların yüzde 32’si fazla kilolu

2017-05-30 12:30:00
Türkiye’de çocukların yüzde 32’si fazla kilolu |  görsel 1

Obezite tüm dünyada hızla artıyor, çocukluklardaki obezite ise endişe verici boyutlara ulaşıyor. Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Prof. Mungan, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Türkiye'de 2-18 yaş arasındaki çocukların yüzde 32'sinin ya fazla kilolu ya da obezite sınırında olduğunu söylüyor. Obezite her ne kadar tüm dünyayı etkileyen bir problem olsa da, aşırı kilolu veya obez çocukların çok büyük çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. Sorunun bu denli ciddi boyuta ulaşmasının altındaki temel neden, değişen beslenme alışkanlıkları ve hareketten uzak yaşam tarzları olarak gösteriliyor.  Çocukların öğünlerinde şekerli, yağlı ve enerjisi yüksek gıdalar çok daha fazla yer bulurken, vitamin ve mineraller açısından zengin, enerji seviyesi düşük gıdalar daha az tercih ediliyor. Çocuk Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Prof. Dr. Neslihan Önenli Mungan, bu eğilimin devam etmesi durumunda rakamların önümüzdeki yıllarda artmasının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle sosyoekonomik ve sosyokültürel düzeyi yüksek ailelerde, ebeveynlerdeki ve çocuklardaki kilo sorunları paralellik gösteriyor.  Prof. Mungan, çocukların bilinçli gıda seçim yapma yetkinliğine ulaşıncaya dek yaşadıkları kilo fazlalığı sorununun temelinde yatan en önemli etkenin genetik veya hormonal faktörler olduğuna yönelik genel kanının aksine, anne ve babanın beslenme alışkanlıkları olduğunu söylüyor. TEKNOLOJİK OYUNCAKLAR OBEZİTEYE ZEMİN HAZIRLIYOR Durağan hayat, bilgisayar, tablet, cep telefonu, TV gibi teknolojinin masa başı dayatmaları gibi yaşam alışkanlıklarının da çocuklarda obeziteye zemin hazırladığını belirten Mungan sözlerine şöyle deva... Devamı

Diyabet hastalarına oruç uyarısı

2017-05-30 12:28:00
Diyabet hastalarına oruç uyarısı |  görsel 1

Uzun süreli açlık ve susuzluğun olduğu Ramazan ayında diyabet hastalarının oruç tutup tutamayacakları sık sorulan sorular arasında. Uzmanların ise bu konuda ciddi uyarıları var. Diyabet hastalarının uzun süreli açlık ve susuzluk durumunda önemli sağlık sorunları yaşayabileceği uyarısında bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Gündüz, oruç tutması riskli olan hasta grubunu şöyle anlattı:  KİMLER ORUÇ TUTAMAZ? • Sürekli insülin kullanması gereken Tip 1 diyabet hastaları,  • Gebelik diyabeti yaşayanlar,  • Kronik böbrek yetmezliği problemi yaşayıp diyalize bağlanan hastalar,  • Ramazan öncesi son 3 ayda tedavi gerektirecek düzeyde ciddi hipoglisemi (aşırı şeker düşmesi) problemi yaşayanlar (70 mg/dl altında), • Tekrarlayan hipoglisemi atakları geçirenler,  • Hipoglisemi problemi yaşadığının farkında olmayanlar,  • Son 3 ayda aşırı şeker yüksekliğinden kaynaklanan ketoasidoz problemi nedeniyle tedavi görenler,  • Şeker hastalığının yanı sıra kolesterol, kalp-damar hastalıkları, böbrek yetmezliği gibi kronik problemler yaşayanlar,  • Son 3 ayda 500 mg/dl’nin üzerinde şeker problemi olup henüz komaya girmediği halde sık sık idrara çıkma nedeniyle ciddi anlamda dehidratasyon (sıvı kaybı) yaşayanlar (hiperozmolar-hiperglisemik durum), • Kan şekerleri 150-300 mg/dl arasında olan hafif hiperglisemi hastaları,  • Böbrek yetmezliği olanlar,  • Yalnız yaşayan insülin veya vücuttan sürekli insülin salgılanmasını sağlayan ilaçları kullanan diyabet hastaları, • Yaşa dayalı sağlık problemleri yaşayan diyabet hastaları,  Yaşlı diyabet hastaları oruç tutmaları yüksek risk taşıyan hastalar grubuna girer.  ... Devamı

Oruçluyken ağız kokusunu önlemenin 10 yolu

2017-05-30 11:14:00
Oruçluyken ağız kokusunu önlemenin 10 yolu |  görsel 1

Sosyal yaşamı olumsuz etkileyen ağız kokusu sorununu ortadan kaldırmak mümkün. Dr. Dt. Aslı Tapan, oruçluyken ağız kokusunu önlemenin 10 yolunu sıraladı. Oruçluyken ağız kokusunu önlemenin basit yolları var. Her 4 kişiden 1’inin bu sorunu yaşadığını belirten Memorial Şişli Hastanesi Ağız ve Diş Hastalıkları Bölümü'nden Dr. Dt. Aslı Tapan, sosyal ve iş hayatınızda işinize yarayacak tüyolar verdi. AĞIZ KOKUSU NEDEN OLUR? Halitozis yani halk arasında bilinen adıyla kötü ağız kokusu, toplumda her 4 kişiden birinde yaşanmaktadır. Sosyal hayatta ciddi sorunlara yol açan ağız kokusu, diş çürüğü ve diş eti problemlerinden sonra en sık diş doktoruna gitme nedenleri arasında yer almaktadır. Kötü ağız kokusunun en büyük nedeni, dişlerdeki ve ağız boşluğundaki bakterilerin artıkları olan sülfürlü birleşiklerden kaynaklanmaktadır. Ramazan ayında uzun süren açlık ve susuzluk ağız kokusunu artırabilirken sindirim sistemi, sinüzit, bademcik, farenjit veya ciğerlerdeki rahatsızlıkların belirtisi olarak da kötü ağız kokusu ortaya çıkabilmektedir. SAHURDAN SONRA NE YAPMALI? Oruç tutulurken beslenme düzeninin tamamen değişmesi, uzun süre aç ve susuz kalınmasına neden olmaktadır. Aç kalınan sürenin uzunluğuna bağlı olarak ağızda kolayca çoğalma ortamı bulan bakteriler, diş çürüklerini artırabilirken kötü kokuya da neden olabilmektedir. Özellikle sahurdan sonra gerekli diş temizliğinin yapılması bakteri oluşumunu azaltmaktadır. Yemeklerden hemen sonra dış fırçalamak yerine en az 1 saat sonra dişlerin fırçalanması ağız kokusuna neden olan bakteri oluşumunu azaltırken dişlerin daha az yıpranmasını sağlamaktadır. Eksiksiz bir ağız bakımı için dişlerin fırçalanmasıyla yetinilmeyip arayüz fır&cc... Devamı

Anne-babalara ve öğretmenlere skolyoz uyarısı

2017-05-27 11:36:00
Anne-babalara ve öğretmenlere skolyoz uyarısı |  görsel 1

Skolyoz hastalığının en çok 10-15 yaş arası çocuklarda karşılaşıldığını belirten Fizyoterapist Ebru Özdemir, bu yaştaki çocukların en yakından izleyen anne ve babalar ile öğretmenlere erken tanı açısından önemli görevler düştüğünü söyledi. Fizyoterapist Ebru Özdemir, hayati riskler oluşturabilen skolyoz hastalığının erken teşhisinin tedavide çok büyük önem taşıdığını, bazı belirtilerin ise öğretmenler tarafından da kolaylıkla fark edilebileceğini vurguladı. Özdemir, "Öğrencilerin sırada otururken bir omzu diğerinden farklı mı, yürürken bir tarafa eğilimli mi yürüyor, kalçası omuzlarla orantılı mı diye bakarak bile kısmen bir skolyoz taraması yapabilirler" dedi. Hastalığın tedavisinde erken tanının önemine dikkat çeken Özdemir, "Okullarda diş taraması yapılırken skolyoz taraması da yapılabilir" diye konuştu. Ön tanı noktasında ailelere de önemli bir görev düştüğünü ifade eden Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı:  "Anne ve baba çocuğunu soyup sırt bölgesine önden, arkadan ve yandan bakmalıdır. Skolyoz olan çocukların omuz ve kalça seviyeleri farklıdır. Bir kalçası daha yukarıda olabilir. Herhangi bir şüpheli durumda; çocuğun ellerini aşağıya doğru sarkıtıp gövdesini öne eğmesini isteyin. Eğildiğinde normal bir gövde kavitesi oluşmalıdır. Skolyoz olduğunda ise gövdenin sağ veya sol tarafında tümsek oluşur. Aileler çoğu zaman bu tümsekleri yağ bezesi zannedebiliyorlar. Bu durum skolyozun belirtilerinden biridir. Bu belirtiye gibozite diyoruz. Bu durumda mutlaka bir hekime başvurulmalıdır." ntvmsnc... Devamı

Mide kanserinde kırmızı alarma dikkat!

2017-05-27 11:34:00
Mide kanserinde kırmızı alarma dikkat! |  görsel 1

En sık görülen kanserler arasında yer alan mide kanseri, dünyada her yıl 900 bin kişiyi yakalıyor. Türk Cerrahi Derneğinden Prof. Mihmanlı, midenin geniş bir organ olması nedeniyle kanser belirtilerinin de erken evrede belli olmadığını söyledi. Mihmanlı, dışkıda kan görülmesinin ve kansızlığın mide kanseri açısından incelenmesi gerektiğine vurgu yaptı. Tarihin ünlü ismi Napoleon Bonoparte ile tanınan mide kanseri insanlığın eski çağlardan beri yakalandığı hastalıklardan biri. Napoleon’dan önce ilk olarak M.Ö. 1600’lü yıllarda George Ebers yazıtlarında da karışımıza çıkan mide kanserinin tanısı Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl 900 bin kişiye konuyor.  BESLENME VE KANSER ARASINDA ÖNEMLİ BİR İLİŞKİ VAR Türk Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Mihmanlı yaptığı yazılı açıklamada mide kanserinin az gelişmiş ülkelerde ve bölgelerde gelişmiş yerlere göre daha sık görüldüğünü söyleyerek, “Yaptığımız çalışmada erkeklerin kadınlara oranla daha fazla mide kanseri olduğu ortaya çıktı. Radyasyona maruz kalma, aşırı sigara ve alkol tüketimi, midedeki helikobakter pilori mikrobu kansere zemin hazırlayan unsurlar. Beslenme ile mide kanseri arasında da önemli bir ilişki var” dedi. SICAK ÇAY, ÇORBA RİSK YARATIYOR “Özellikle aşırı tuzlu yemekler ve tütsülenmiş yiyecekler kansere yol açıyor” diyen Prof. Dr. Mihmanlı korunma yollarını şöyle anlattı:  “Tuz, tuzda bekletilmiş yiyecekler, tütsülenmiş yiyecekler, nitratlar gibi gıdalara koruyucu olarak eklenen katkı maddeleri, etlerin yüksek ısıda pişirilmesi, küflenmiş yiyecekler (özellikle buğdaygillerde aflatoksinler oluşmaktadır) mide kanserine yol açan gıdalard... Devamı

Canan Karatay'dan Ramazan'da beslenme önerileri

2017-05-26 20:24:00
Canan Karataydan Ramazanda beslenme önerileri |  görsel 1

Tereyağı ve peynirin uzun süre tokluk hissi verdiğini belirten ve oruç tutacaklara önerilerde bulunan Prof. Canan Karatay, "Köy tereyağı ve peynir, oruç tutanlara güç, kuvvet ve dinçlik sağlar" dedi. iftarda bir avuç içi kadar pidenin doğal köy tereyağı ve peynirle birlikte tüketilebileceğini belirten İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, Ramazan'ın yaz aylarına denk gelmesiyle beraber 16-18 saat süreyle yeme ve içme yapılmadığını hatırlatarak, bu dönemde sıcak havanın da etkisiyle susuzluğun problem oluşturabileceğini ifade etti. Birçok kişinin sahura kalkmadan oruç tuttuğunu ancak sahur yemeğinin bir kahvaltı görevi yaptığını dile getiren Karatay, "Kahvaltı 24 saat içinde en önemli öğündür. Son derece kuvvetli, sağlıklı doyurucu olmalıdır. Mutlaka sağlıklı ve güçlü protein, sağlıklı yağ ve karbonhidratlar doyuncaya kadar yenmelidir" önerisinde bulundu.  Karatay, sağlıklı protein olarak yumurta, peynir ve yoğurt tüketilebileceğini, sağlıklı karbonhidrat olarak fındık, fıstık, ceviz, badem ve kuru meyvelerin tercih edilebileceğini aktararak, şöyle devam etti: "Sağlıklı yağlar ise ev yapımı ya da köy tereyağı ve zeytin yağlarıdır. Örneğin tereyağında pişirilmiş iki yumurta, bir avuç içi kadar beyaz peynir, yanında bir çay bardağı kadar ceviz içi, 10-15 zeytin ya da bir avuç içi kadar ramazan pidesinin içine tereyağı, peynir, domates, salatalık eklenerek 10-15 zeytinle birlikte yenilebilir. Yanında bol süt, şekersiz çay, ayran içilebilir. Bir kahve fincanı taze sıkılmış meyve suyu karbonhidrat (früktoz) ve günlük C vitamini kaynağı olarak yeterli olacaktır. Fazlasına gerek yoktur. Ayrıca tatlı ve reçel gibi yüksek gli... Devamı